Bin yılı kuran, gelecek bin yılı kuracak ruhun eseri iki kurucu şehir: Buhara ve Semerkand

Uçağımız başkent Taşkent’e indiğinde sağanak bir yağmur karşıladı bizi. “Rahmeti getirdiniz, bereketi” diye latife yaptılar bizi karşılayan arkadaşlar...

Semerkand’da geçtiğimizde güneş gözünü kırptı.

Zaman zaman yağmur yağsa da, açık havada gezdik Semerkand’ı.

Buhara’da güneş eşlik etti bize; bir nûr gibi... Dingin bir ikindi güneşiydi, kalın izler bırakan, uzun, uzayan gölgeler armağan eden bir ikindi güneşi; Semerkand’daki gibi ışığıyla sadece dışarıyı aydınlatan bir güneş değildi Buhara’nın güneşi; insanın içine sirayet eden, içini ısıtan bir ateşti, aşk ateşi...

Dikey mimarî canavarı yok Özbekistan’da. Şükür ki, yok!

Yoksa bir medeniyetin mayasının karıldığı, ruhunun yeşertildiği Türkistan ve Horasan havzasının kalbi bu topraklar, bu topraklara hayat veren medeniyet kurucu öncü şehirler, çoktan çöle dönüşür, tarihe gömülürdü.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Türkiye, emperyalistlerin oyunlarını bozuyor! O yüzden çıldırıyorlar! 18 Ekim 2019 | 2.757 Okunma Türklerle Kürtlerin tarihle imtihanı, tarihî sınavı 14 Ekim 2019 | 2.745 Okunma Bakın, Haçlıların çocukları ve uşakları Türkiye’ye karşı nasıl da birleşti! 13 Ekim 2019 | 3.222 Okunma Barış Pınarı Türkiye 11 Ekim 2019 | 2.687 Okunma Sanal gerçek, gerçek gerçekten daha gerçek: Postmodernizmin çölüne hoş geldiniz! 07 Ekim 2019 | 380 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar