Suçluyum, ayağa kalkıyorum!
Ankara'da öğrenciler tarafından bir öğretmene yapılan akıl almaz zorbalık aklımdan bir türlü çıkmıyor. Nasıl çıksın ki? Adamcağızı hırpalıyorlar, masasını devirmeye...
Ankara'da öğrenciler tarafından bir öğretmene yapılan akıl almaz zorbalık aklımdan bir türlü çıkmıyor. Nasıl çıksın ki? Adamcağızı hırpalıyorlar, masasını devirmeye çalışıyorlar, kafasına öpücükler kondurup, hakaret ediyorlar. Öğretmenimiz, daha sonra tansiyona bağlı baş dönmesi sonucu düşüyor, kemikleri kırılıyor, hastanelik oluyor. Peki sonra ne oluyor? O yüce gönüllü öğretmenimiz, okul yönetimine mesaj gönderip "Bu olay yüzünden hiçbir öğrencimin disipline sevk edilmesini ve özellikle okuldan uzaklaştırılmasını istemiyorum. Ben öğrencilerimin hepsini çok seviyorum" diyor. Bu, gözlerimizi buğulandıran bir Hababam Sınıfı sahnesi değil. O öğretmenimiz de Mahmut Hoca değil.
Eğitimin temeli evde atılır. Çocuk, ailenin sokağa ve okula koridorlarına yansımasıdır. Çocuğu okul çağına kadar besleyip, sonra da suçuyla günahıyla öğretmene teslim ederek, pimi çekilmiş bombayı öğretmenin eline tutuşturmak işin en kolayı... Özel okul velilerinin çoğunun kafasındaki düşünceyi de iyi biliyorum: "Kamyonla para ödüyoruz bu okula. Doğruyu öğretmek onların işi" diye düşünüyorlar.
Bundan sonra okulda zorbalık yapan öğrencilerin velilerine de "disiplin cezası" verilsin. Artık okulda...