ÇOK OKUNAN YAZARLAR

Darbeciler adım adım geliyorlar

Görüştüğüm Genelkurmay yetkilisine “Darbe tehlikesi var mı?” diye sordum .

Yücel Koç
Yücel Koç Türkiye Gazetesi
06 Aralık 2018 | 20.0 K
Görüştüğüm Genelkurmay yetkilisine “Darbe tehlikesi var mı?” diye sordum.
Çantasından dosyalar çıkardı…
İsim isim komuta kademesini anlattı ve “En az 2025’e kadar mümkün değil” dedi.
Tam bir sene sonra 15 Temmuz’da gerçekleşen FETÖ kamuflajlı CIA darbe girişiminde, O da gözleri bağlanıp Akıncılar Üssü’ne götürülenler arasındaydı.
           ***
Tecrübeyle öğrendik ki, asla “Darbe olmaz” demeyeceksin.
Bir gün sözde Atatürkçü’yü kullanırlar, öbür gün sözde dindarı…
Bu coğrafyada yaşıyorsan her daim teyakkuzda bulunacaksın.
Hele ki, memlekette üst üste akla ziyan gelişmeler başladı mı, dikkat kesileceksin.
Toplumun sinirlerini zıplatan yargı kararları gibi mesela…
Ya da aniden fırlayan dolar kuru ve katlanan fiyat etiketleri…
Senin ülkende, konsolosluğa giden biri boğazlanıyor, parçalara ayrılıp yok ediliyorsa altında mutlaka bir hesap vardır.
Şansın yaver gider de planı bozarsan ne âlâ…
Yoksa bir bakmışsın silahların yapamadığını bu hadiseler yapmış.
Peşinden namlu da görünür zaten…
           ***
Bu tuhaflıklarla kimin ne yapmaya çalıştığını anlamak için önce ülkenin etrafına bakacaksın ki, nereden geldiğini bilesin.
Bugün için çevremize bakalım…
8 yıldır en büyük derdimiz; Suriye meselesi
O gün Türkiye’ye sadece iki kötü seçenek bırakılmış.
Ya halkını katleden biriyle dost kalıp günahına ortak olacaksın…
Ya da bizim yaptığımız gibi, katliamı durdurmaya çabalayacaksın…
           ***
Peki, Suriyeliler durduk yerde ülkeyi neden karıştırdı ve iç savaş çıktı?
Hatta öncesinde Tunus’tan başlayarak, Mısır, Libya, Bahreyn, Cezayir, Yemen, Fas, Umman, Moritanya ve Suudi Arabistan
Olan-biten gerçekten Arap Baharı mıydı, yoksa birileri başka bir plan için onları mı kullanmıştı?
Sırrı; Suriye’nin karıştığı 2010 yılında, ABD Jeolojik Araştırma Merkezi’nin açıkladığı rapordaydı…
           ***
Bizler içeride Ergenekon’u, Balyoz’u, referandumu, seçimleri konuşup; dışarıda bir taraftan Libya’da Sarkozy’nin hesaplarını bozmaya, öbür taraftan Esad’a “Yapma, etme” derken, ABD’si, İsrail’i, İngiltere’si meğer başka hesaplar yapıyormuş.
Amerikan Jeolojik Araştırma Merkezi, hem olan bitenin, hem de olacakların işaretini vermiş aslında…
Yayınladıkları raporda, Akdeniz’de en az 15 trilyon metreküp doğalgaz rezervi, toplam 55 milyar varil petrol tespit edildiğini açıklamışlar, ama heyhat…
O toz duman arasında bizde gündem bile olmamış…
Oysa bahsedilen rezervin o günkü değeri ne biliyor musunuz?
Sadece doğalgaz için hesaplanan 3 trilyon dolar
Petrolle birlikte onlarca trilyon dolar...
           ***
Haritayı açıp önümüze koysak, tablo gayet netmiş…
Yukarıda saydıklarımın hepsi; Akdeniz’e, devamındaki Kızıldeniz, Aden Körfezi ve Kuzey Atlantik’e kıyısı olan ülkeler…
O hatta karışmayan tek ülke var; İsrail
Yanında da daracık alana sıkıştırılan Filistin…
İsrail ve ABD’nin, denize açılan tek kapısı Gazze olan Filistin’e yaptıkları da ortada…
           ***
Bölgeyi sözde ‘bahar’da yeniden dizayn eden, kendilerine biat etmeyenleri öldürtüp yerlerine adamlarını koyanlar, elbette Akdeniz ve Ege’ye bu kadar geniş kıyısı bulunan Türkiye’yi pas geçmezlerdi.
Hele ki, Suriye’nin Türkiye sınırı boyunca İsrail için yeni bir devlet kurdurma hayalleri varken…
Bu sebepledir ki, önlerinde en büyük engel olan Erdoğan’ı devirmek için 2012’den beri var güçleriyle bastırdılar.
MİT Müsteşarına operasyon, Erdoğan’ı ameliyat masasında öldürme planı, Gezi’de Alevi kalkışmasını körükleme çabası, FETÖ’nün yargı darbesi, PKK-HDP’nin özerklik ayaklanması, o da olmayınca askerî darbe denemesi…
Hepsinin amacı aynıydı…
Rabbim izin vermedi, olmadı.
Son kale, dimdik ayakta kaldı.
           ***
Biz bunlarla boğuşurken, İsrail Akdeniz açıklarındaki Tamar ve Leviathan’dan doğalgaz çıkarmaya başladı.
Üretilen gaz, 2019 sonunda İsrail’e ulaştırılacak, aynı zamanda da enerji ihracatçısı ülke olacak.
800 milyar metreküplük doğalgazı kendi kullansa, ülkenin en az bir asırlık ihtiyacını karşılayacak boyutta.
ABD merkezli Noble Energy şirketi de yüzde 36 hissedar oldu.
İsrail-ABD ortaklığı, başta Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve Mısır olmak üzere, güdümlerindeki bölge ülkeleriyle göstermelik anlaşmalar imzalayarak, Akdeniz’e çöreklenme stratejisini adım adım yürüttü.
Noble, tartışmalı 12. parselde de doğalgaz ve petrol aramaya başladı.
Akabinde İngiltere, Fransa ve İtalya pastadan pay koparmak için soluğu Akdeniz’de aldı.
           ***
İsrail doğalgazı çıkardı çıkarmasına da, bunu en büyük tüketici Avrupa’ya nasıl ulaştıracaktı?
Akdeniz’in balçık kaplı tabanı boru hatları için maliyetli ve tartışmalıydı.
En doğrusu ya Türkiye üzerinden götürmek veya Suriye’nin kuzeyinde alternatif hat oluşturmaktı.
DEAŞ bahanesiyle PKK’ya göstermelik devlet kurdurma fikrinin altında da bu vardı.
Ancak, Türkiye bu hattın önünü kesince, İsrail; deniz altından gidecek 2200 km’lik boru hattı için GKRY, Yunanistan ve İtalya ile anlaşmaya vardı.
Türkiye ile görüşmelerde ise sonuç alınamadı.
           ***
Türkiye de her şeye rağmen boş durmadı.
KKTC ile imzalanan anlaşma çerçevesinde önce Piri Reis adlı araştırma gemisi Kıbrıs adası açıklarına yollandı, ayrıca karada sondaj başlatıldı.
Akabinde Barbaros ve Fatih gemileri çalışmaya dâhil oldu.
TSK, gemilerimize yönelik tehditlere pabuç bırakmadı.
Sahiplendiği FETÖ’cü darbecilere sığınma hakkı veren Yunanistan, Ege’de karasularını 12 mile çıkarıp Türkiye’yi sınırlarına hapsetmeye kalksa da, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Genelkurmay Başkanlığı resti çekti.
Bölgede gerilim epeydir zirvede…
Bir kıvılcım çakarsa, Allah muhafaza…
           ***
Devletimiz ve hükûmetimiz kararlı…
Çünkü işin ucunda, Türkiye’ye 572 yıl yetecek miktardaki doğalgaz rezervi var.
Milyarlarca varil petrol de cabası…
Bu sebepledir ki, asla geri çekilmek yok…
Sonu nereye varırsa varsın…
Buradan payımızı ya alacağız, ya alacağız…
Suriye’nin kuzeyindeki planları da öyle ya da böyle bozacağız.
           ***
Biz inatla direnirken, elin oğlu da boş durmuyor tabii.
Bir yandan savaş ve uçak gemilerini Akdeniz’e yığarken, öbür taraftan ‘ekonomik kriz’ oluşturmak gibi türlü operasyonlar çekiyor.
Başarabiliyorlar mı?
Etrafınızda konuşulanlara bakın; cevabı orada.
Bilindik taktikle Erdoğan’ı gözden düşürmeye, seçim öncesi zayıflatmaya ve bu yolla kurtulmaya çalışıyorlar.
CIA ve Pentagon’un emriyle geçmişte başbakan ve bakanları asan darbecilerin medyası ise ‘hesap sorulmamanın’ verdiği rahatlıkla aralıksız faaliyet yürütüyor.
Hele bir de savcı, Süleyman Demirel’in “Derin devlet var mı?” sorusuna verdiği “Var da diyemem, yok da…” cevabı gibi, ‘Ergenekon yok’ mütalaası verdi ya…
Değmeyin keyiflerine…
Sanırsınız sütten çıkmış ak kaşıklar…
Sayfalarında her gün irtica yeniden hortluyor…
Tartışmanın biri bitmeden, öbürü başlıyor…
Sanki 15 Temmuz’da tankların karşısına onlar çıkmışlar…
Canları pahasına darbeyi önleyen milliyetçi, muhafazakâr kesimi hedefe koyuyorlar.
           ***
Elbette bunlar tesadüf değil…
Yaptıklarını gördükçe, aklıma “Karargâh Rahatsız” manşeti geliyor.
Bazı komplo teorisyenleri, “15 Temmuz denemeydi. Asıl iç savaş 2019’da çıkacak” uyarısında bulunuyor ya...
Endişem daha da artıyor.
           ***
Olur, olmaz bilemem…
Tek şey biliyorum ki, bu ülkede NATO’nun, CIA’in, Pentagon’un uşaklığını yapan sadece FETÖ değildi…
Rahip Brunson’u bıraktık diye ABD de Türkiye üzerindeki bütün planlarından vazgeçmemiştir herhâlde…
Daha önce de yazdım, yine hatırlatayım…
Bunlar, FETÖ gibi, aynı ahtapotun kolları…
Birini kesiyorsunuz, öteki baş veriyor.
Benim dilim varmıyor, ama korkum o ki, bunlar bir şeylerin zeminini hazırlıyor.
15 Temmuz öncesi FETÖ’nün yaptığı gibi, “Siz de her şeyi dış güçlerde arıyorsunuz” tezviratını boşa dillendirmeseler gerek…
Allah ülkemizi ve milletimizi içimizdeki hainlerin şerrinden korusun.
Devamını Oku
Diğer Yazıları
DAHA FAZLA SONUÇ GÖSTER