Suriye'de taşeron terör ve emperyalist oyun
Biliyorsunuz, YPG/SDG Suriye’de faaliyet yürüten ve PKK’nın uzantısı olan bir terör örgütüdür. Bu terör örgütünün başında ise ABD ve İsrail tarafından yönlendirilen, boynuna adeta tasma geçirilmiş Mazlum Abdi isimli bir elebaşı bulunmaktadır. ABD ve İsrail’in taşeronluğunu yapan bu emperyalizm kuklası Mazlum Abdi, yönettiği örgütü şu sözlerle tanımlamaktadır:
“DSG; Kürtler, seküler Araplar, Hristiyanlar ve farklı etnik kökenlerden oluşan bir koalisyondur.”
Oysa bu tanım, gerçeği örtmeye yönelik bilinçli bir algı çalışmasından ibarettir. Her ne kadar bu terör örgütüne “Kürt maskesi” takılmak istense de, yapının fiilî etnik bileşimine bakıldığında Kürtlerden ziyade Arap unsurların ve diğer grupların ağırlıkta olduğu açıkça görülmektedir. Ayrıca 1000–2000 civarında, yabancı ülkelerden paralı militanlık yapmak üzere gelen unsurların da bu yapı içinde yer aldığı bilinmektedir.
Bu bariz çelişkinin herkes tarafından fark edilmesi ve doğru şekilde okunması gerekmektedir.
Nitekim bu terör örgütü, Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından iş başına gelen yeni yönetimin ve Türkiye’nin tepkisini çekmemek amacıyla “10 Mart Mutabakatı” adı verilen bir anlaşmaya imza atmıştır. Ancak altına imza attıkları hiçbir maddeye sadık kalmamış; ABD ve İsrail’in taşeronluğunu sürdürebilmek adına yükümlülüklerini bilinçli biçimde ihlal etmiştir.
İmzadan sonra süreci bilerek yokuşa sürmüşler; sürekli oyalama taktiklerine başvurmuşlar, uygulanması mümkün olmayan talepler öne sürerek gerginlik yaratmışlar, zaman zaman da küçük çaplı saldırılarla ortamı tahrik etmişlerdir. Tüm bu girişimlerin ardından ise ABD ve İsrail’e dönerek, “Bize sahip çıkın” diye adeta yalvarmışlardır.
Emperyalizmin taşeronu YPG/SDG, işte imza attığı anlaşma maddelerine uymayacak kadar karaktersiz bir yapıdır. Silahını ABD’den alan, ABD’nin en köklü ve büyük medya kuruluşlarının yazdığına göre parasını da İsrail’den temin eden bir terör örgütünden beklenen tutum da elbette budur.