CHP’nin yerel iktidardaki vahim durumu
Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) soruşturmasına ilişkin iddianameyi nihayet tamamladı. İddianamede İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “çıkar amaçlı suç örgütü kurma ve yönetme” başta olmak üzere 143 ayrı eylemle suçlanıyor.
İmamoğlu hakkında 828 yıldan 2.352 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Toplam 402 şüphelinin yer aldığı dosyada 105 kişi tutuklu bulunuyor ve iddianame 3.900 sayfadan oluşuyor. Dosya, mahkemeye sunularak sürecin yargı aşamasına geçti.
İddianamede ayrıca, “10 yıllık süreçte kamu zararı 160 milyar lira” vurgusu yer alıyor. İstanbul halkına hiçbir hizmet sunmadan bu kadar maddi zarar vermek iddiası doğruysa, bu olay tarihe CHP’nin büyük bir utancı ve rezaleti olarak geçecektir. Eğer yolsuzluk ile rüşvet denkleminde halkın parası haramzade çeteler tarafından kullanıldıysa, suçluların hak ettikleri cezayı çekmesi şarttır. Bu adaleti beklemek Türk milletinin hakkıdır. Çünkü çalındığı iddia edilen Türk milletinin servetidir.
Her yazımızda CHP’yi ve hatta tüm partileri bu gibi olaylar karşısında tutum almaya, ölçülü davranmaya davet ediyorum. Çünkü Türk milletine verilen zararların önüne geçme noktasında herkes sorumluluklarını yerine getirmelidir.
Mesela geçtiğimiz günlerde “Lanetliler her partiden temizlenmelidir!” başlıklı bir yazı kaleme alarak şunları ifade etmiştim:
“Bir partide rüşvetçiler, yolsuzluk yapanlar ve iş takipçileri varsa, o partinin iflah olması mümkün değildir. Bozulmuş bir meyve, bozulmamış meyvelere temas ediyorsa, onların bozulması da kaçınılmazdır.
Her partide siyasi nüfus çeteleri olduğuna inanıyorum. Bunlar temizlenmezse, Türk siyaseti ahlak değerlerini kaybedecektir. Onları kolay yoldan para kazanabilir görenler, bu alanda amip gibi çoğalacaktır.
“Onlar yapıyorsa, biz neden yapmayalım?” adeta bir motivasyon sloganı haline gelecektir. Bunların siyasi partilerdeki eli-kolu kesilmez ise Türkiye’de her daim, her partide çürümenin baş aktörü olacaklardır. Bugün CHP konuşuluyor, dün de başkaları konuşuluyordu. Yarın da daha başkaları da konuşulacaktır.”
***
Mesela Özgür Özel, CHP içindeki yolsuzluk ve rüşvet odaklı gelişmelere karşı hiçbir önlem almadı ya da alamadı. Hatta yaşananları kimi zaman meşrulaştırmaya, kimi zaman inkâr ederek üzerini örtmeye çalıştı. Bu durum, CHP’li belediyelerde yolsuzluk ve rüşvet olaylarının artmasına yol açtı. Çünkü bu işlere yatkın kişiler, “Genel Başkanımız bizi koruyor; bu konularda bizim gibi yolsuzluk ve rüşvet olaylarına karışanlara karşı herhangi bir ters eylem olmayacak” düşüncesiyle hareket ettiler.
Böyle bir atmosfer nedeniyle CHP’deki yolsuzluk ve rüşvet olayları adeta salgın haline dönüşmüştür. CHP’li belediyeler artık hizmetleriyle değil, yolsuzluk ve rüşvet olaylarıyla anılmaktadır. “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran parti” hüviyetini Atatürk mirası üzerinden kuran mevcut CHP yönetimi, bu sıfatı artık “Türkiye Cumhuriyeti’ni soyan, sömüren parti” olarak değiştirmeyi hak etmiştir.