“Sosyal medya” denen âfet-i devran!

Bizim nesil, sadece okul eğitiminden değil, yanı sıra bir de “sohbet eğitimi”nden geliyor...

Anlayacağınız, biz, Osmanlı “sohbet geleneği”nin devam ettiği bir dönemin çocuklarıyız.

Gerçi milletin “imanda kardeş” olmasını engellemek için, “yürek eğitimi” veren tekke, zaviye, dergâh gibi müesseseler çoktan kapatılmıştı, ama “millî şuur” kapatılan her müesseseyi başka biçimde ihya etmenin bir yolunu bulmuştu.

Bizim gençlik yıllarımızda tekke, zaviye, dergâh yoktu, ama yaklaşık aynı işlevi gören Meserret, Çınaraltı, Marmara Kıraathanesi, Küllük gibi, “sohbet” mekânları vardı. Bazen de bürolarda, kitapçı dükkânlarında, hatta evlerde toplanır, yüreklerimizi olgunlaştırmaya çalışırdık.

Yirmili yaşlarda sohbetten sohbete koşuyor, bilge kişilerin sohbetlerinde demlenmeye çalışıyordum.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Sıkıldım artık!.. 12 Ekim 2019 | 149 Okunma “Zeytindalı”ndan “Barış Pınarı”na… 11 Ekim 2019 | 209 Okunma “Eskiyi unut, yeni yolu tut” (4) 09 Ekim 2019 | 86 Okunma “Eskiyi unut, yeni yolu tut” (3) 08 Ekim 2019 | 78 Okunma “Eskiyi unut, yeni yolu tut” (2) 07 Ekim 2019 | 206 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar