“Eskiyi unut, yeni yolu tut” -5-

Osmanlı’da “Bir acı kahvenin kırk yıl hatırı var”dı. İkramı severler, birbirlerine de, misafire de sık sık kahve ikram ederlerdi…İftar sofrasında konuklara, “Tatlı yiyelim, tatlı...

Osmanlı’da “Bir acı kahvenin kırk yıl hatırı var”dı. İkramı severler, birbirlerine de, misafire de sık sık kahve ikram ederlerdi…

İftar sofrasında konuklara, “Tatlı yiyelim, tatlı konuşalım” sözü eşliğinde önce bir kaşık bal sunulurdu… Sonra Allah ne verdiyse kaşıklanırdı…

Haberli ya da habersiz gelen misafirlerden biri su ister ve içerse, suyu verene “Su gibi aziz ol” diye teşekkür eder ya da kendisinden genç biri su vermişse, “Berhudar ol” diye dua ederdi.

Ramazan boyunca sadece camilerde değil, konaklarda, hatta sıradan evlerde hatimler indirilir, yürekler Kur’an ikliminde yumuşatılırdı…

Kahvehaneler “Cafe” değil, “Kıraathane”, yani bir nevi “kültür evi” idi. Akşam namazıyla yatsı namazı arasında yahut yatsı sonrasında bir araya gelen mahalleli, bu kültür evlerinde edebiyat, şiir, kıssa, menkıbe dinleyerek kültürünü beslerdi. Bu yüzden Osmanlı insanı “cahil” kalmazdı: İlim sahibi olmayanlar bile “irfan” sahibiydi…

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Fransa bize neden çemkiriyor? 22 Eylül 2020 | 22 Okunma Padişah aşkı 01 Eylül 2020 | 278 Okunma Allah’a aşk yolundan gidilir 31 Ağustos 2020 | 163 Okunma Harfler, kelimeler ve musıki 29 Ağustos 2020 | 68 Okunma Hüzünlü şarkılarımız/türkülerimiz var 28 Ağustos 2020 | 147 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar