Türkiye'nin tanımı

Yetmişli yıllarda devrimci hareketlerin bildirileri ve bildirgeleri kısa bir tanıtım cümlesiyle başlardı: “Türkiye emperyalizme bağımlı yarı-feodal bir kapitalist ülkedir” ya da “Türkiye doğusunda...

Yetmişli yıllarda devrimci hareketlerin bildirileri ve bildirgeleri kısa bir tanıtım cümlesiyle başlardı: “Türkiye emperyalizme bağımlı yarı-feodal bir kapitalist ülkedir” ya da “Türkiye doğusunda feodal ilişkilerin hüküm sürdüğü azgelişmiş bir kapitalist ülkedir.”

Günümüzde tek bir cümle içinde böylesine kolay bir tanımlama yapamayız. Ortaya şöyle bir şey çıkar: “Türkiye iktisadi altyapısı küresel kapitalizmin denetimine bırakılmış, bütün varlıkları özelleştirilmiş; Atlantik ile Avrasya arasında halat gibi gerilirken Sünni ülkelerle iş yapmak için güneye doğru kaçmaya çalışan eş-dost-ahbap kapitalisti bir ülkedir.”

Devlet’in geleneksel olarak üç korkusu vardı: komünizm, irtica ve bölücülük. Birincisiyle mücadele yarım asır sürdü ve ülkenin bütün ilerici entelektüel potansiyelini tüketerek meydanı ikincisine bıraktı. İkincisi (irtica) BOP eşbaşkanlığı projesiyle iktidara getirildi ve üçüncüsüyle (bölücülük) ittifak kurarak (çözüm süreci) emperyal bölgesel planı uygulamaya yöneldi.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
HDP sorunu 24 Ağustos 2019 | 1.544 Okunma Müşterek harekât 17 Ağustos 2019 | 248 Okunma Diyanet’in tarikat cemaat raporu 10 Ağustos 2019 | 706 Okunma Yeni bir dünya 06 Ağustos 2019 | 211 Okunma Üretim devrimi 03 Ağustos 2019 | 181 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar