Mescid-i Aksa bize sesleniyor

“Zaman daralıyor ve acil bir şeyler yapmak gerekiyor.” Genel yayın yönetmenimiz İbrahim Karagül’ün dünkü yazısında duyurduğu, İslam Dünyasının tamamını bekleyen tehlike adım adım...

Zaman daralıyor ve acil bir şeyler yapmak gerekiyor. Genel yayın yönetmenimiz İbrahim Karagül’ün dünkü yazısında duyurduğu, İslam Dünyasının tamamını bekleyen tehlike adım adım yaklaşıyor.

Yaklaşmak ne kelime, tehlike geldi çattı. İsrail’in Müslüman dünyada bir hayatiyet işareti olup olmadığını yoklamak üzere son günlerde cüret ettiği küstahlıklar da bu tehlikenin sinyallerini veriyor. İslam dünyasının kendi içindeki dağınıklığı, hiçbir hayırlı konuda hiçbir etkili ittifak ve işbirliğine yönelmiyor oluşu, Müslüman toprakları da İslam’ın mukaddesatını son derece korunaksız, saldırılara ve işgale açık kılıyor.

Daha önce Körfez ülkeleri artı Mısır’ın Katar’a karşı oluşturdukları ittifak ve hamlenin zannedildiğinden daha büyük gelişmelerin habercisi olduğunu ve önlem alınmazsa bu tehlikenin öncelikle bu ittifakın kapısını çalacağını söylemiştik. Bugün Irak, Suriye, Yemen Mısır ve Libya’da yeterince büyük sorunlarımız var.. Bu sorunlarımıza yeterince eğilmediğimiz sürece her bir ülkedeki gelişmeler eninde sonunda gelip bütün İslam Dünyasını vuruyor. Buralarda İslam ülkeleri birbirlerine karşı mevziler kazanmaya, başkalarının mevzilerine tahrip etmeye çalışırken topyekün tahrip ettiklerinin kendi güvenlikleri, kendi varlıkları olduğundan haberleri bile yok.

İslam ülkelerini birbirlerine karşı kışkırtan her türlü girişime, söyleme ve faaliyete  kuşkuyla bakmak gerekirken ne yazık ki İslam ülkeleri her türlü kışkırtmaya çok teşne. Müslüman ülkeler arasındaki rekabetten, çatışma ve gerilimden tarafların hiç birinin karlı çıkmayacağını görmeleri gerekiyor.

Batılılar ve İsrail’in her kesin mutlu yaşayacağı, insan onuru ve haklarına dayalı bir dünya aradıkları falan yok. Tek düşündükleri kendi çıkarları ve egemenlikleri. ABD Başkanı Trump’ın bütün Körfez ülkelerini nasıl aşağıladığını, onların “egemenlik hakkı” ile nasıl dalga geçtiğini, isteyen internet üzerinden indirip izleyebilir. Körfez ülkelerinin, Irak’ın petrolüne, hem de bedavadan talip olduğunu ve buna zaten haklarının olduğunu söylerken izleyin. O söylemde, o tavırda insani ve sözümona “çağdaş” değerlerden nasıl fersah fersah uzaklaştığını gizlemeye gerek bile görmüyor.

Bu bakış açısı sadece İslam dünyasına değil bütün dünyaya büyük bir tehdittir ve aslında baştan itibaren Ortadoğu politikalarına yön veren temel zihniyet ve duygu bundan başkası değildir. Bu bakış açısı herkesten önce kendisiyle işbirliği yapanlara büyük tehdit. Hele bu işbirliği içinde, bu müttefikin yardımı veya teşviki ile başka bir İslam ülkesine cephe açmak…

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Şiddet yönetimi ve etnik milliyetçilik: Kürt sorunu mu dediniz? 28 Kasım 2020 | 613 Okunma Tarz-ı siyaset olarak reformculuk 25 Kasım 2020 | 440 Okunma ‘Tanrı’yı kendine kul eden dindarlıklar 23 Kasım 2020 | 311 Okunma Sekülerleşme tezine, aslında ne oluyor? 21 Kasım 2020 | 158 Okunma Türkiye’nin Libya, Azerbaycan, Somali tecrübesi ışığında Yemen’e bakış 18 Kasım 2020 | 809 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar