Liderlik, karizma ve meşruiyet (Talut ve Calut kıssasından dersler III)

İnsanların beklediklerini kendi kalıplarına sokma, ona tabi olmaktan ziyade ona sahip olma, ondan bir şeyler duymak yerine ona istediklerini söyletme arzusu evrensel sayılabilecek bir durum. Bir insanlık durumu. Peygamberlerinden talep ettikleri lider...

İnsanların beklediklerini kendi kalıplarına sokma, ona tabi olmaktan ziyade ona sahip olma, ondan bir şeyler duymak yerine ona istediklerini söyletme arzusu evrensel sayılabilecek bir durum. Bir insanlık durumu. Peygamberlerinden talep ettikleri lider geldiğinde onun beklediklerinden farklı olduğunu görüp reddetmenin örneğini Talut kıssasında tipik bir biçimde görüyoruz.

Doğrusu bu İsrailoğullarına özgü bir durum değildir. Bunun Müslümanlara anlatılmasındaki hikmet, Müslümanların da İsrailoğullarının düştüğü bu hataya pekala düşebileceklerini anlatmaktır. Zira Kur’an’da Yahudi veya Hıristiyanların yapmış oldukları hatalar, onların özde ne kadar kötü olduklarını telkin etmek için anlatılmaz. Müslümanların da aynı hataları yapmamaları için ibretlik olaylar olarak zikredilir.

Müslümanlar Yahudi veya Hıristiyanlardan daha fazla hatadan korunaklı değildirler ve tarih Müslümanların da Yahudi ve Hıristiyanların, hatta başka dinden kavimlerin hatalarını tekrarlamalarının örnekleriyle doludur. Peygamber efendimiz tam da bu bağlamda Müslümanların “Yahudi ve Hıristiyanların yaptıklarını, ne yazık ki, taklit edeceklerini, kertenkele deliğine girseler de girecek kadar onlarla aynı yolu izleyeceklerini” öngörmüştür.

Bu durum, Müslümanların salt “Müslüman oldum” demekle başka hiçbir kavme, dine veya topluma üstün olamayacağını, insanı inşa eden şeyin evrensel olarak tanımlanmış eylem ve tutumları olduğunu ifade etmenin mükemmel örneğidir. İslam özde kavimlere karşı değil, o kavimlerin irtikap ettikleri eylemlere, kula kulluğa, insanların birbirlerini rab edinmelerine, atalar dininin kutsanmasına, nankörlüğe, kibre, yalana, işine geldiğinde kitabı tahrife karşıdır. Genel olarak bütün bu suçları irtikap eden kim olursa kendisine emanet edilen liderlik de kendisinden alınır, israiloğullarında olduğu gibi.

“Peygamberleri onlara, “Onun hükümdarlığının alâmeti size o Tabutun gelmesi olacaktır, ki onda rabbinizden bir sekîne ve Musa ailesi ile Harun ailesinin terekesinden bir bakiye vardır, onu melekler taşır, kuşkusuz inanacak olursanız bunda size kesin bir ayet vardır” (Bakara, 247).

Talut’u, ister kendi soylarından olmadığı için, ister kendilerini daha layık gördükleri için kendi beklentilerine bir türlü uyduramayan, uyduramadığı için kendi talep ettikleri savaştan daha baştan cayan İsrailoğullarının çoğundan arta kalanlara peygamberleri kendilerine tayin edilmiş hükümdarın boş gelmeyeceğini, kendi otoritesini tesis emek üzere bir alametle geleceğini söyler. Bu alametin otoritenin sosyolojik meşruiyeti açısından apayrı bir önemi var.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Ayasofya, dünyamızın aynası… 13 Temmuz 2020 | 126 Okunma Libya’yı Ruandalaştıramayan Macron’un suçlu öfkesi 11 Temmuz 2020 | 2.278 Okunma Mülteciler ve çocukları kimin umurunda? 08 Temmuz 2020 | 48 Okunma “Avrupa’da kayıp mülteci ve göçmen çocuklar” 06 Temmuz 2020 | 88 Okunma Cemal Kaşıkçı davası Türkiye’de görülür 04 Temmuz 2020 | 78 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar