Bir dostluk ve emanet meselesine dair

Hiçbir şey söylemeden, susarak meramımı anlatmış olmayı çok istediğim hallerden birindeyim. Ne var ki, sayfalar dolusu yazarak veya saatlerce konuşarak meramını anlatamadığın, anlattığın meramın...

Hiçbir şey söylemeden, susarak meramımı anlatmış olmayı çok istediğim hallerden birindeyim. Ne var ki, sayfalar dolusu yazarak veya saatlerce konuşarak meramını anlatamadığın, anlattığın meramın hoyratça tahrif edilebildiği bir yerde susarak bir şeyler anlatmış olmayı ummak biraz fazla iyimser bir beklenti. Bunu her geçen an daha fazla hissediyorum.

İstanbul’da vahşice katledilen değerli dostum Cemal Kaşıkçı’nın davası benim için ülkeler arasındaki bir konudan önce bir dostluk ve emanet meselesiydi. Olayın geldiği hal üzere şimdiye kadar yaptıklarım ve söylediklerim dolayısıyla bu emanetin artık kamuya mal olmuş muhasebesini kendimce yapmam kaçınılamayan bir sorumluluk.

Öncelikle onun davasını üstlenirken siyasi konumum veya kariyerimle alakası olmayan bir rolün emanet hissiyle hareket ettim hep. Bu emaneti kendisi bizzat vermişti ve bu rolü üstlenirken hiçbir...

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Dostluk, düşmanlık ve kardeşlik 08 Ağustos 2022 | 115 Okunma Dostu karşılamaya hazır olmak 06 Ağustos 2022 | 47 Okunma Tabipler için adalet çağrısı 03 Ağustos 2022 | 407 Okunma Bu dağlarda kar olsaydım 01 Ağustos 2022 | 276 Okunma Dosttan beklenen dostun ölümü mü olmalı? 30 Temmuz 2022 | 94 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar