18. yılında AK Parti, eleştiri ve özeleştiri arasında

18. kuruluş yıldönümünde Türkiye’yi tek başına yönetmiş bir AK Parti’nin her türlü değerlendirmeye, çözümlemeye, eleştiriye açık bir dolu tecrübesi var bugün. Bunun...

18. kuruluş yıldönümünde Türkiye’yi tek başına yönetmiş bir AK Parti’nin her türlü değerlendirmeye, çözümlemeye, eleştiriye açık bir dolu tecrübesi var bugün. Bunun içinde yaptıklarından eleştiriyi hak eden bir dolu yanlışı, yapabileceği halde yapamadığı yine bir dolu eksiği olması kadar normal bir şey olamaz. Bunun değerlendirmeleri de, eleştirileri de elbette yapılacaktır. Bu eleştiri ve değerlendirmelerin toplamından AK Parti’nin özdüşünümselliği için, yani kendine ayna tutan, kendi üzerinde düşünen muhasebesi için çok önemli imkanlar da doğacaktır.

Ancak bu değerlendirmelerin bugün, yerel seçimler gündeminin hemen akabinde yapılmasına kaçınılmaz olarak hakim olan, olup bitenleri başka türlü gören ayrı bir göz var. Bu gözün çok da sağlıklı, dikkatli ve insaflı bakmadığını burada not etmek gerekiyor.

AK Parti içinden çıkıp ayrı bir oluşuma dümeni kırmaya çalışanların özellikle yerel seçimlerde AK Parti aleyhine bir hezimet beklemekte oldukları artık bir sır değil. Bir çıkış noktası olarak 31 Mart’taki sonuçları bile kendilerine yeterli ve sağlam bir zemin olarak görmeyenlerin 23 Haziran’dan daha güçlü bir ivme hissetmiş oldukları anlaşılıyor.

Bundan seçim öncesinden itibaren AK Parti’nin hezimetine yatırım yapmış oldukları anlaşılıyor ki, bu da yapacakları hiçbir siyasi çıkışın halka dokunan hiçbir tasasının ve misyonunun olmadığını şimdiden yeterince ortaya koyuyor. Oysa siyasetten gaye halka ve hakka hizmet ise AK Parti içinde bu siyasetin yolları tıkanmış imkanları tükenmiş değildir. Elbette siyaset kolay değildir, bazen kendi dava arkadaşlarınızla doğru bildiklerinizin mücadelesi için çok ter dökmeniz, çok çile çekmeniz gerekebilir. Ama dava arkadaşlarınızın yerine geçebilmek için onların tökezlemesini beklemek hiçbir siyasi tabanda hürmet ve takdirle karşılanacak ve ödüllendirilecek bir yaklaşım değildir; dava arkadaşlarınız ne kadar da yanlış yapıyor olurlarsa olsunlar.

Bu yaklaşımla bugün AK Parti’ye yönelik eleştirilere kulak verme ve bunu bir özeleştiri adına üstlenme furyası dikkate değer boyutlara ulaşmış durumda. Doğrusu AK Parti’nin her zaman kendini çok eleştirmesi gerektiğini söyleyenlerdenim. AK Parti’nin eksikleri çok, yanlışları daha da çok, yapabildiği halde yapmadıkları, yapmayı ihmale ettiği veya hiç aklına getirmediği için vizyon eksikliğini hissettirdiği alanlar da çok. Bunların hepsinin farkında olup bir araştırma-geliştirme kapsamında sürekli olarak değerlendirmesi AK Parti’yi şimdiye kadar hep olduğu gibi canlı ve güncel tutar. Ancak bu eleştirilere gereğinden fazla prim verildiğinde, insaf ölçüleri aşıldığında AK Parti’nin Türkiye siyasetine, ekonomik ve sosyal kalkınmasına yaptığı katkılar da görmezden gelinmiş oluyor.

Özeleştiriyi bir erdem olarak kabul etmek yerine sürekli bir suçluluk itirafı gibi kabul edenlerin tetikte beklediği bir ortamda özeleştiri yapmak da makul değildir. AK Parti adına en küçük bir özeleştiriyi bile AK Parti’nin tükenişinin bir işareti gibi ve tabi bir sevinçle karşılayanlara karşı şunu açıkça ifade etmeye devam etmek lazım:

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Kalpsiz bir dünyanın kalp arayışı 21 Eylül 2019 | 1.620 Okunma Merhamet ve şiddet arasında adalet 18 Eylül 2019 | 73 Okunma Merhametsiz adalet olur mu? 16 Eylül 2019 | 2.412 Okunma Suud dışişleri bakanından Güney Kıbrıs’ta yanlış nispet 14 Eylül 2019 | 2.722 Okunma Annelerin açtığı pencereden: 50 yılın hikayesi 11 Eylül 2019 | 2.152 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar