Yeni bir aşure

Benim çocukluktan kalma hatırladığım ilk asayiş meselesi yavaş yavaş apartmanlaşan Cebeci Demirlibahçe’de her nasılsa direnmeye devam eden evimizin yanındaki gecekondudan. Kendi halinde, gariban, şehirli gibi giyinmeyen...

Benim çocukluktan kalma hatırladığım ilk asayiş meselesi yavaş yavaş apartmanlaşan Cebeci Demirlibahçe’de her nasılsa direnmeye devam eden evimizin yanındaki gecekondudan. Kendi halinde, gariban, şehirli gibi giyinmeyen kilolu aile babası ne yapmışdıysa artık, evleri beş altı polis tarafından sarılmıştı. Yanılmıyorsam bağırıyordu komiser, “Dışarı çık, teslim ol”… “Bıçak varmış elinde” diye yayılıyordu biz çevrede merakla bekleşenler arasında söylentiler, ne kadar doğru ne kadar yalan bilmiyorum. Suçu neydi, onu da tam hatırlamıyorum. Bir kavgaya mı karışmıştı, kendini mi savunmuştu… biraz sonra teslim oldu. Yüzünde biraz utanç biraz pişmanlık ama asıl olarak da kırgınlık vardı. Çukurovalılar mıydı onu da kestiremiyorum şimdi, baba şalvar giyiyordu. Yolun kenarında, yolla arasında bir parmaklık veya set olmadan öylesine devam eden evin kendi arsasındaki bakımsız bahçede bazen sessizce bir şeyler pişirirlerdi.

Kendi halinde bir aileydi. Ne büyüklerinden ne çocuklarından bir kötülük görmemişti kimse. Babanın ne iş yaptığını da bilmiyorduk, muhtemelen amele, hamal veya bir şeyler toplayıp satan bir garibandı işte.

Polisler kötü davranmadı. Araca alıp götürdüler. Çocukları ağlıyordu arkasından. Sonra… sonrasını hatırlamıyorum. Taşındılar mı yoksa o olaydan sonra. Her şey hala siyah beyaz. Sanki yaşamadım, Karanlıkta Uyananlar mı Umut mu… bu filmlerden birinde izledim gibi.

Bekçi düdüğünü uzun uzun öttürüp ara sıra güven verirdi henüz gökyüzünü görmemizi engelleyemeyecek kadar az ışık üreten şehrin zifiri karanlığında. Mahallenin kötü kadını, hırsızı, yankesicisi, belalısı belliydi. Sayıları da belliydi. Vukuat kelimesi literatürümüzde yoktu neredeyse, ertesi gün yaşanacaklar iyi kötü tahmin edilebilen, zaman içinde yolculuğumuzu yapıyorduk işte altı üstü. Hepsi buydu.

Toplumsal olarak şiddet ya da sorun dönemin gittikçe artan sağ sol çatışmasıydı. O yüzden bugün arada sırada gazetelerin üçüncü sayfa haberi olması gereken cinayet, saldırı, suikast, kavgalar acaba neden bu kadar sıklaştı, hep böyleydi de şimdi görünür olduğu için mi gözümüze faza görünüyor diye düşünüyorum. Tarıyorum hafızamı, hayır bu sıklıkta değildi. Mesele internet ve iletişimin hızı nedeniyle suçun suçlunun görünür hale gelmesi değil. Bu var tamam ama başka bir şey daha var. Toplumsal bir çözülmeye kadar varmasa da kişisel düzeyde tek tek bireyler büyük bir sıkıntı yaşıyor olmalı.

Toplum yine eski usul aşuresini pişiriyor ve birbirine ikram ediyor yoksa mutlaka.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Elde var bir 12 Ocak 2018 | 74 Okunma Karmaşık gibi ama değil 09 Ocak 2018 | 1.398 Okunma Otomatik cihazlar ve zihnimiz 05 Ocak 2018 | 2.316 Okunma Yarım trilyonluk oyuncak galerisi 19 Aralık 2017 | 2.401 Okunma Yahudi cep telefonu 15 Aralık 2017 | 143 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar