ÇOK OKUNAN YAZARLAR

“Hayır olsun anam, bu ne?”

“Sessiz bir şekilde çemberleri tekrar bohçaya yerleştirdi, ucundan ucuna sıkıca bağladı .

Ünal Bolat
Ünal Bolat Türkiye Gazetesi
13 Haziran 2018 | 23
“Sessiz bir şekilde çemberleri tekrar bohçaya yerleştirdi, ucundan ucuna sıkıca bağladı...”
 
 
“Oğlum öyle deme! Ölüm sana uzak olsun, inşallah daha çok güzel günler görürsün evlatlarınla, eşinle birlikte. Biz yaşayacağımız kadar yaşadık” şeklinden konuştu, gözleri nemlendi.
Sessiz bir şekilde çemberleri tekrar bohçaya yerleştirdi, ucundan ucuna sıkıca bağladı ve tekrar çekyatın altına koydu. Sonra hiç yanından ayırmadığı keseyi çıkardı. Açtı, içinden bir şeyi aldı bana uzattı. Çeyrek liraydı. “Hayır olsun anam, bu ne?” dedim. Boyun büktü.
“Oğlum, eskiler ‘Yaş yetmiş, iş bitmiş’ derlerdi. Biz doksanı da aştık Bu Murat’ın düğün hediyesi. O okulunu daha yeni bitiriyor. Askerlik, iş derken evlenmesi seneleri bulur. Ben o günlere yetişemem. Benim adıma bunu ona takarsın” dedi.
‘Erkekler ağlamaz’ derler ama gel de ağlama…
Büyük bacıya misafir geldik. Çok sevindiler. Hoşbeşten sonra sıra geldi dertleşmeye. Hem ablamın hem de yeğenimin derdi pek çoktu. İkisi de hâllerinden sızlanmaya, dertlerini söyleyeme başlayınca baktım, anamın boynu büküldü. Sesi çıkmaz oldu. Can parçalarının üzüntüsü onu söylemez kılmış, kolunu kanadını kırmıştı. Biraz yalnız kalınca “Oğlum, Neslihan ablanlara gidelim. Burada çok canım sıkıldı” dedi. Zar zor ikna ettim, iki gece ancak kaldık.
Ayrılırken baktım, elinde bir bohça, eşyalarını yerleştirdiği çantadan ayrı… “Hayır olsun ana, bu ne? Bunun içinde ne var? Çeyizin mi?” diye takıldım.
Güldü, “Evet, çeyizim var. Tenimden ayrılmayacak, beni hiç bırakmayacak çeyizim. Kefenim var” cevabını verdi.
Dondum kaldım. Tez toparladım kendimi:
“Anacığım, kefenini yanında taşımaya ne lüzum var? Vefat edince kefen alacak biri mutlaka bulunur” dedim. Sözü şaka yapmaya getirdim. İnsan hayatının en büyük acı gerçeğini biraz olsun bugünlerde dile getirmemek için.
O ise acı acı güldü:
“Doğru dersin be oğlum. Bir kefen alacak birisi mutlaka bulunur. Ama bu kefeni Medine’den getirdim. Baban için de getirmiştik ama ona nasip olmadı. Öldüğünde kefeni köydeydi. Ben bu sebepten kefenimi hep yanımda götürürüm, öldüğümde hemen dibimde olsun isterim. O mübarek beldeden gelmiş, Efendimizin kokusunu almış kefenle kefenlenmektir dileğim” dedi.
Ya işte benim anam böyle bir ana… Vefatıyla birlikte başka neleri yanında götürecek acaba?
Onları götürmeden kıymetini bir bilebilsek… Bütün annelerimize Allah’tan sağlık sıhhat diliyorum...
           Rumuz: “Hoca”-İstanbul
Devamını Oku
Diğer Yazıları
DAHA FAZLA SONUÇ GÖSTER