'Rakı-balık' burcundan olanlara gelsin

Ağzı bozuk, kimseye eyvallahı olmayan, hafif anarşist, taş kalpli, hayattaki en büyük zevki 'rakı-balık' olan 'Kötü Kedi Şerafettin', artık sinema perdesinde. Mehmet Kurtuluş-Ayşe Ünal ikilisi, Bülent...

Ağzı bozuk, kimseye eyvallahı olmayan, hafif anarşist, taş kalpli, hayattaki en büyük zevki 'rakı-balık' olan 'Kötü Kedi Şerafettin', artık sinema perdesinde.

Mehmet Kurtuluş-Ayşe Ünal ikilisi, Bülent Üstün’ün karakterini başarılı bir animasyonla perdeye aktarmış.  





Bu ülke geleneğinde yazılı-çizili mizahın önemi ve değeri malum... ‘Diyojen’den ‘Aydede’ye, ‘Akbaba’dan ‘Marko Paşa’ya, ‘Gırgır’dan ‘Çarşaf’a ve daha sonraları da ‘Hıbır’a, ‘Limon’a, ‘Leman’a, ‘Deli’ye, ‘Penguen’e, ‘Uykusuz’a uzanan yolda önemli bir geleneğin parçası günümüzde de yaşatılıyor. Demokrasi hedefinde bir türlü rayına oturamayan ama umudu hep yeşertmeye, taze tutmaya gönüllü kitlelerin de var olduğu bir coğrafyada ‘mizah dergileri’, ta en başından beri muhalif kimlikleriyle dertlerin, tasaların sözcüsü oldular ve tarihsel süreç boyunca zekâları, ince dokunuşları, hınzırlıkları, sistemin çelişkilerini yüzüne vuran tavırlarıyla tarihe özel ve de kayda değer notlar düştüler... 

Hoş, artık mesela ‘Gırgır’ın hüküm sürdüğü dönemdeki tirajların çok uzağındalar (ki o ‘Gırgır’, ‘Mad’ ve 2008’de kapanan ‘Krokodil’den sonra dünyanın en çok satan üçüncü mizah dergisiydi) ama yine de dağılmış (belki de çoğalmış demek daha doğru) bir biçimde varlıklarını ve muhalif kimliklerini sürdürüyorlar. Peki bu duruma gülmeyi unutmamız, acılarla daha bir haşır neşir olmamız mı sebep oldu? Sinema salonlarına uğrayan seyircilerin tercihi, meselenin böyle olmadığını gösteriyor. Şöyle bir göz attığınızda bile durumu çok net analiz etmeniz mümkün: Uzun süredir ‘Box-office’ listelerinin ilk sıralarında öncelikli ‘Komedi filmleri’ var, yani gülmeyi unutmamışız. Benim naçizane bu tabloya tek bir itirazım var; güldürünün kalitesi düştü.
Sinema sektörü, testisini en kolay yoldan doldurabileceğini düşündüğü alan olan komedide niteliğe bakılmaksızın öyle çok sayıda film üretiyor ki, birçoğu zaman israfı olan bu yapımlar “Belki tutar” mantığıyla salonları işgal ediyor, bu durumda da yedinci sanatın diğer seçeneklerine pek yer kalmıyor. Bu tabii ki bambaşka bir yazının konusu, lakin “Bu denli güçlü ve köklü bir çizili mizah geleneği olan ülkede, sinema bu tür değerlerden niye yararlanmaz” sorusu da çok uzun bir süredir gündemde. Gani Müjde’nin ‘Kahpe Bizans’ını, Can Barslan’ın TRT için yazdığı ‘Yaşasın Düşmanım’, ‘Gülşen Abi’ gibi dizileri saymazsak yakın geçmişte iki cephe arasında doğru dürüst bir alışveriş kurulamadı. Son dönemde ise Serkan Altuniğne gibi mizah cephesinde yeşeren genç kuşak kalemlerin senaryo katkısı var ama yine de verimli bir yekûne ulaşılmadı. Dergi sayfalarından peliküle aktarıma gelince geçen yıl Gürcan Yurt’un bizatihi kendisinin yönettiği ‘Robinson Crusoe&Cuma’yı izledik, bu hafta da salonlarımıza Bülent Üstün imzalı ünlü karakter ‘Kötü Kedi Şerafettin’in animasyon uyarlaması 
uğruyor.


Söz konusu karakter, ilk kez ‘L-Manyak’ sathı mahallinde 1996’da boy göstermiş, zaman içinde çok tutmuş, sonra da naklini ‘Lombak’ dergisine aldırmıştı. Başına buyruk, hafif anarşist bir yapıya sahip olan, taş kalpli görünümlü ama içindeki iyiyi bir nebze de koruyan ‘Şero’nun sinema macerası bir tür ‘tanışma faslı’ olmuş. Evet, hayranları bu karaktere ve maceralarına derinlemesine hâkim ama onu bu film yoluyla tanıyacaklara da seslenilmiş ve ‘Kimdir, nedir, nasıldır?’ sorularının karşılığı perdeye yansıtılmış. Mehmet Kurtuluş ve Ayşe Ünal’ın (‘Anima İstanbul’) yönettiği filmde Şerafettin, bir yandan evin kirasını ödemekte zorlanan babası (sahibi) Tonguç’la aralarındaki problemlerle uğraşırken öte yandan da ‘yancıları’ martı Rıfkı’yla fare Rıza’yla akşama mangal partisi yapma hazırlıklarına girişiyor. Bu süreç içinde de sadece oğlu Tacettin’le değil, hayatının aşkı Misket’le de tanışıyor. Lakin hengâme bu kadarla kalmıyor; neden oldukları bir olaydan dolayı intikam hırsı içindeki ‘Manyak çizer’ de peşini bırakmıyor.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Karlar düşer, düşer düşer izlerim 16 Ocak 2021 | 69 Okunma Çok erken bir veda... 15 Ocak 2021 | 100 Okunma Gazeteciler başrolde! 09 Ocak 2021 | 68 Okunma Elbet bir gün buluşacağız! 02 Ocak 2021 | 69 Okunma Derin iz bırakan filmler 26 Aralık 2020 | 249 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar