Avrupa yine sesimizi duyamıyor!

FUTBOLU güzel kılan sadece başarılarla dolu öyküleri değildir elbet. Oyunun doğasında olan ‘dramatik’ unsurlar, onu adeta hayatın bir yansımasına dönüştürür ve asıl...

FUTBOLU güzel kılan sadece başarılarla dolu öyküleri değildir elbet.

Oyunun doğasında olan ‘dramatik’ unsurlar, onu adeta hayatın bir yansımasına dönüştürür ve asıl ‘gerçeklik’ orada başlar.

Çünkü şimdiki zamandan geçmişe baktığınızda, tatlı olduğu kadar acı hatıralar da sizin oyuna ait sevdanıza dair ifadeleridir.

Türkiye futbolu bir zamanlar oyunun sadece acılara dair anılarıyla yüklüydü.

Oyun evrensel ama sevdanın karşılığı yereldi.

İçerideki rutin heyecanı, yani ‘Üç Büyükler’in hüküm sürdüğü hanedanı Trabzonspor’un 70’lerdeki çıkışı kırmıştı ama iş Avrupa’ya gelince ortaya günlük başarılardan öte yarına düşülecek bir not yoktu.

Malum o zamanlar Avrupa kupalarında lig sistemi de yoktu ve mesafeler en fazla iki tur olurdu.

‘Modern zamanlar’ın günümüze ait bölümünde ise başka bir gerçekliğin parçasıyız.

Türkiye futbolunun ana aktörleri artık daha bir ‘Endüstriyel’ler.

Bütçeleri, oyuncu kadroları, takımdaki yıldız sayıları derken üstüne üstlük ‘Yabancı oyuncu sınırlaması’nın kalktığı bir ortamda Avrupa arenasında hedef çıtasının çok çok yükseklerde olması bekleniyor elbet.

Nitekim bu tablonun yarattığı ‘özgüven’den olsa gerek, spor basını çok uzun bir süredir, her turnuvada çekilen kuralara ilişkin ilk aşamada genellikle ‘Kolay rakipler’ türevi başlıklar atıyor ama maratonun sonunda gelinen nokta hüsrandan ötesi olmuyor.

ŞUBATI İKİ TAKIM GÖRDÜ

Bu sezonki Avrupa maceramıza göz atalım mesela: Beş takımla çıkılan yolda heyecanı sürdürecek (yeri gelmişken; eskiden ‘Martı görmek’ diye bir tabir vardı, artık maçlar şubatta oynandığı için tabir de anlamını yitirdi!)

iki ekip kaldı; G.Saray ve F.Bahçe...

Ki onların da serüvene devam etme ihtimalleri gruplarındaki son 90 dakikada ‘resmiyet’ kazandı.

Oysa kadro zenginlikleri, mali yatırımlar vs. düşünüldüğünde, bu resmiyetin dördüncü, bilemediniz, beşinci maçlarda kazanılması gerekiyordu.

Yaşanan bu durum, işin sadece parayla pulla ilgili olmadığını, takım planlamasında daha derin ve akılcı organizasyonlara ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Karlar düşer, düşer düşer izlerim 16 Ocak 2021 | 69 Okunma Çok erken bir veda... 15 Ocak 2021 | 100 Okunma Gazeteciler başrolde! 09 Ocak 2021 | 69 Okunma Elbet bir gün buluşacağız! 02 Ocak 2021 | 70 Okunma Derin iz bırakan filmler 26 Aralık 2020 | 249 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar