ÇOK OKUNAN YAZARLAR

Aşkta kaybeden kumarda kazanır

‘Han Solo: Bir Star Wars Hikâyesi’, serinin en ünlü karakterlerinden Han Solo’nun gençliğini, yakın arkadaşı Chewbacca’yla nasıl tanıştıklarını, gemileri ‘Millennium Falcon’a nasıl sahip olduklarını anlatıyor .

Uğur Vardan
Uğur Vardan Hürriyet Gazetesi
26 Mayıs 2018 | 30

‘Han Solo: Bir Star Wars Hikâyesi’, serinin en ünlü karakterlerinden Han Solo’nun gençliğini, yakın arkadaşı Chewbacca’yla nasıl tanıştıklarını, gemileri ‘Millennium Falcon’a nasıl sahip olduklarını anlatıyor. Ana eksenine bir aşk hikâyesi oturtan filmde, orijinal karaktere hayat veren Harrison Ford’un gençliğinde Alden Ehrenreich’ı izliyoruz.



Daha dünkü çocukların öyküleri mütemadiyen sahaya sürülüp tekli ve çoklu filmler üretilirken ve dahi, ‘DC Comics-Marvel’ arasındaki rekabet sayesinde kasalar dolarken ‘Star Wars’ gibi hazır bir markayı tarihe havale ederek sadece anılara hapsetmek mantıksız olurdu tabii ki... “Bu yüzden aynı suda yıkanıp durmak, en mantıklısı” diyerek yola çıkıldı, ana seriye halihazırda iki film (‘Güç Uyanıyor’ ve ‘Son Jedi’) eklendi, bir de ‘ara nağme’ kabilinden yeni bir hat yaratıldı. O kulvarda önce ‘Rogue One: A Star Wars Story’yi izlemiştik, şimdi de sahne sırası ‘Han Solo: Bir Star Wars Hikâyesi’nde (‘Solo: A Star Wars Story’).

Emektar yönetmenlerden Ron Howard’ın imzasını taşıyan yapım, özetle sinema tarihinin en ünlü serisinin en önemli karakterlerinden birinin gençliğini, adını nasıl aldığını, en yakın dostuyla nasıl tanıştığını ve gemisi ‘Millennium Falcon’a nasıl sahip olduğunu anlatıyor. Ara bir not: ‘Tekli’ ve ‘Birimiz hepimiz için’ furyasında galiba çekilmeyi en çok hak eden film bu; çünkü kahramanı adı üstünde Solo!



‘Eski usul’ bir anlatım

Senaristliğini oğlu Jonathan’la birlikte Lawrence Kasdan’ın (ki ‘The Empire Strikes Back’ ve ‘Return of the Jedi’ gibi iki klasiğin de senaristidir kendisi) üstlendiği bu son adım, ‘Güç Uyanıyor’, ‘Son Jedi’ ve ‘Rogue One: A Star Wars Story’deki gibi ‘retro’ tadını taşımak yerine daha konvansiyonel bir tarza sahip. Aslında tam da ‘eski usul’ bir ‘Star Wars’ filmi olmuş demek daha doğru.

Öyküyü biraz da açmak gerekirse Corellia adlı kaçak bir gezegende yaşayan ve küçük çaplı kapkaç işleriyle hayatını kazanan serseri ruhlu genç Han, kız arkadaşı Qi’ra’yla birlikte peşindekilerden kurtulmak isterken yolları ayrılıyor. Kurtuluşu, ‘İmparatorluk ordusu’nda pilot (ki bu en büyük tutkusudur) olmakta buluyor, sonrasında kader onu kısa süreli hapishane serüveninde tanıştığı Chewbacca’yla birlikte Tobias Beckett, sevgilisi Val ve pilot Rio’dan oluşan bir ‘çete’nin parçası yapıyor. Ekip bir soygunda beklentileri karşılamayınca telafi niyetine daha büyük bir işe kalkışıyor...


Filmde Han Solo’nun sevgilisi Qi’ra’yı, ‘Game of Thrones’un Daenerys Targanyen’i Emilia Clarke canlandırıyor.

Nüfus memuru azizliği gibi!

Temel derdi geride bıraktığı kız arkadaşı Qi’ra’ya tekrar kavuşmak olan Han Solo, bu emelini gerçekleştirmek yolunda girmek zorunda kaldığı onca serüvende giderek pişiyor, olgunlaşıyor. Öte yandan başına buyruk, cesur ve denetimsiz kişiliği de meselelere pratik çözümler getirmesini ve bağımsız karakteriyle dikkat çekmesini sağlıyor. Eski aşkını bıraktığı noktanın çok uzağında bulması da hayatın bir cilvesi adeta...

Devamını Oku
Diğer Yazıları
DAHA FAZLA SONUÇ GÖSTER