‘İrfan merkezleri’ ne iş?!

İsmail Saymaz dostumuzun haberinden öğreniyoruz, Alevi temsilcileriyle hükümet arasında cemevlerine hukuki statü tanımaya yönelik görüşmelerin ilkinde “irfan merkezleri” çatlağı ortaya...

İsmail Saymaz dostumuzun haberinden öğreniyoruz, Alevi temsilcileriyle hükümet arasında cemevlerine hukuki statü tanımaya yönelik görüşmelerin ilkinde “irfan merkezleri” çatlağı ortaya çıkmış. Tabiri aylar önce Başbakan Davutoğlu’nun ağzından duymuştuk: “Geleneksel irfan merkezleri”…
Bu, AKP’nin Alevilere şirin gözükmeye çalışırken tam anlamıyla bir taşla iki kuş vurma girişimi. Resmi formülü şu: “Geleneksel irfan merkezleri ile cemevlerine hukuki statü tanıyacak ve mekânların ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde mevzuat düzenlemesi.”
Toplantıya katılan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ercan Geçmez, hükümetin nasıl sağ gösterip sol vurduğunun farkında. Şöyle demiş:
“İrfan evleri ve cemevleri mantığından vazgeçilmediği sürece bu, karıştır barıştır politikasıdır. Kaldı ki irfan evlerinin de ne olduğunu açmadılar. Diğer tarikatları öne çıkarıyorlar. Bir hukuki statüden bahsediyor, ancak ne olduğunu söylemiyorlar. Alevi toplumunun haklarını konuşurken Sünnilerin duyarlılığını ölçüyorlar” (Radikal, 25.01.2016).
Geçmez, önce “irfan evlerinin ne olduğunu açmadılar” dedikten sonra “diğer tarikatları öne çıkarıyorlar” vurgusuyla zaten sırrı faş ediyor da esas üzerinde durulması gereken, hükümetin neden dosdoğru şekilde “tarikat” demeyip lâfı “irfan merkezleri” tabiriyle şık ve fiyakalı şekilde dolandırdığı…
Gayet bariz ki kastedilen, tarikatlar. Çok uzatamayız, sadeleştirerek not edelim: Tarikat, “yol” demek. Allah’a giden yol… Yola tabii ki “şeriat”tan çıkılır. İlk durak orası… “İrfan” ise o yolun sonunda vasıl olunacak Allah’ın “hakikat”inin kalbî bilgisi, diğer deyişle “marifet”…
“Şeriat, tarikat, hakikat, marifet” yani!..
Niçin “kırk yıllık” tarikat kullanılmıyor da “irfan merkezi” deniyor peki?..
En kuvvetli spekülasyon şu olabilir: Tarikat hâlâ ülkenin hatırı sayılır bir kesiminde “cıss” etkisi yaratan bir sözcük ve bu kesimleri ürkütmekten kaçınılıyor. Hatta belki de Kemalist Cumhuriyet’te bu sözcük öylesine rahatsızlık yaratıcı hale geldi ki İslâmcı bir iktidar bile şöyle göğsünü gere gere tarikatlara hukuki statü sağlıyorum diyemiyor.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Kalacak bir türkü söyler gideriz 10 Eylül 2018 | 3.862 Okunma Kovboylar yetmez, kotu da yasaklayın! 05 Eylül 2018 | 3.508 Okunma Betona tapanların mabedi yapıldı 03 Eylül 2018 | 3.645 Okunma Bir insanlık ibadeti: Cumartesi Anneleri 20 Ağustos 2018 | 132 Okunma ‘Eşkıya’nın namusu Deniz’den soruldu! 15 Ağustos 2018 | 2.518 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar