Vahdetü’l-Vücud ve Vahdetü’ş- Şuhud nedir?

Necat Özdemir: “Risalelerde de geçen vahdetulvücut ve vahdetuşşuhut nedir? Kısaca ve anlayacağımız şekilde anlatır mısınız?”MESLEK OLARAK VAHDETÜ’L-VÜCUD Dokuzuncu Lem’a...

Necat Özdemir: “Risalelerde de geçen vahdetulvücut ve vahdetuşşuhut nedir? Kısaca ve anlayacağımız şekilde anlatır mısınız?”
MESLEK OLARAK VAHDETÜ’L-VÜCUD

Dokuzuncu Lem’a, Vahdetü’l-Vücudun ince sırları ile ilgili sorulan sorulara cevap sadedinde yazılmıştır. Vahdetü’l-Vücut, varlıkta birlik demek olup, gerçek vücut sahibi olarak sadece Cenab-ı Allah’ı bilmek, O’nun dışındaki diğer varlıkları Cenab-ı Allah’ın varlığı yanında birer hayal veya gölge görmeye dayanan bir tasavvuf mesleğidir. Meslek, kendi bütünlüğü içinde düşünüldüğünde doğru fikirlere sahiptir. Fakat kendi mantığının dışından bakıldığında, yani kendi bütünlüğü anlaşılmadığında, dalalete ve yanlış düşüncelere kapı açabilecek tehlikeli çıkışlar ihtiva ediyor.

Günümüzde bu yolun takipçileri kalmamıştır. Ancak geçmişte Hallac-ı Mansur, Muhyiddini-i Arabî ve Sadreddin-i Konevî gibi az sayıda evliya bu yola süluk etmişlerdir. Zevkli bir kalp ve aşk yoludur. Aklın sustuğu, aşkın da kalbe sarhoşluk verdiği bu mesleğe göre, Allah’tan başka gerçekte hiçbir varlık yoktur. Var olduğunu gördüğümüz eşya, hayalden, gölgeden ve zandan ibarettir. Gerçekte var değildir. Var olan yalnızca Allah’tır. Bu nedenle bu meslek sahipleri “La mevcude illa hu” (Allah’tan başka hiçbir şey yoktur) derler.

Oysa Kur’ân, “la İlahe illa hu” (Allah’tan başka İlah yoktur) demektedir. Çünkü gerçekte, Allah’tan başka varlıklar elbette vardır. İçinde yaşadığımız varlıklar âlemi, Allah’ın halk ettiği varlıklardan ibarettir. Var olan bir şeye yok demek, ya da hayal, vehim veya gölge saymak gerçekle bağdaşmaz. Kur’ân’ın ana caddesi bunu reddeder. Çünkü Bediüzzaman hazretlerinin ifadesiyle, Hallâk, Rezzak gibi çok isimlerin mazharları olan varlıklar, hayal veya vehim sayılamaz. Madem Allah’ın isimleri hakikattirler; isimlerin mazharları olan varlıklar da hakikattirler.1

VAHDETÜ’L-VÜCUD CADDE-İ KÜBRA OLMAMIŞTIR

Bu nedenle bu yola girenler İslam Tarihi boyunca suçlanmaktan kurtulmamışlardır. Mesela Hallac-ı Mansur gibi bir hakikat âşığı “Ene’l-Hak” (Ben Hak’kım) dediği için şirkle itham edilerek idam edilmiştir.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Zerreler beka âleminin cüzleridir 22 Nisan 2018 | 168 Okunma İnsan yaratılışı kopya edemez 02 Ekim 2017 | 204 Okunma Duânın en tatlı meyvesi nedir? 30 Eylül 2017 | 365 Okunma Celcelutiye’de niçin Süryanice kullanıldı? 29 Eylül 2017 | 501 Okunma Ye’cüc ve me’cüc çıkmış mıdır? 28 Eylül 2017 | 563 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar