Dünya ekonomisinin girdiği çıkmaz ve Türkiye'nin fırsatları

Dünyada son bir süredir ekonomistler ve yorumcular stagflasyondan (durgunluk sırasında artan enflasyon) söz ediyor. Batı ekonomilerinin ve toplumsal ilişkilerin gelip dayandığı tıkanıkların üzerindeki örtüyü...

Dünyada son bir süredir ekonomistler ve yorumcular stagflasyondan (durgunluk sırasında artan enflasyon) söz ediyor. Batı ekonomilerinin ve toplumsal ilişkilerin gelip dayandığı tıkanıkların üzerindeki örtüyü küresel salgın kaldırdı. Özellikle ABD'nin dolar saltanatında yaşadığı art arda yenilgiler ve geri çekilmeler doğal olarak ekonomisinde büyük zorluklukların kapısını açtı.

Kriz kâhini diye bilinen ünlü ekonomist Nouriel Roubini 30 Ağustos'ta stagflasyon tehdidinin gerçek olduğunu yazdı. ABD'de ve birçok gelişmiş ekonomide enflasyonun yükseldiğini ve büyük parasal, kredi ve mali teşviklere rağmen büyümenin sert biçimde yavaşladığını belirtti. Emek ve mal piyasalarındaki arz darboğazlarının sonucu olduğu konusunda bir fikir birliğinin olduğuna işaret etti. Bu talep ve arz dinamiklerinin, 1970'ler tarzı stagflasyona ve sonunda ciddi bir borç krizine yol açabileceğini ileri sürdü.

Dünya ekonomisi küresel en büyük stagflasyonu 1970’li yıllarda yaşamıştı. Stagflasyon, resesyon ile enflasyonun aynı anda görüldüğü durum diye tanımlanır biliyorsunuz. Ekonomideki işsizlik oranı artarken fiyatlar da hızla yükselir. Bu sözcük de zaten 1970'lerde İngilizcede “stagnant” ile “inflation” kelimelerinin birleşmesinden türetilmiştir.

Ama daha önemlisi bu yılların ayırt edici özelliği ABD'nin Vietnam yenilgisiydi.

Harvard Üniversitesinden Kenneth Rogoff da Project Syndicate’de yayımlanan 31 Ağustos'taki “70'lere geri dönüş mü” başlıklı yazısında benzerliklere gönderme yapıyor ve ürkütücü buluyor. Enflasyonunun ve büyümedeki gerilemenin birçok ekonomistin değerlendirdiği, merkez bankasının inanmak istediği gibi teknik nedenlerden kaynaklanmadığını, esas köklerinin siyasi olduğunu belirtiyor. Ve bugünkü güvensizliğin nedeni olarak tıpkı Vietnam gibi, Afganistan yenilgisine işaret ediyor. O da ABD bütçe açığı ve borç stoku rekor seviyelerde olduğunun altını çiziyor.

Bu arada delta varyantı da bir etken oldu. Roubini'ye göre delta varyantı geçici olarak üretim maliyetlerini artırıyor, çıktı artışını azaltıyor ve işgücü arzını kısıtlıyor. Bu arada üstelik işsizlik yardımları Eylül‘de sona erdi. Delta birçok hizmet sektörünün yeniden açılmasını sekteye uğrattı ve küresel tedarik zincirlerini, limanları, ulaştırma ve lojistik sistemlerini etkiledi. Temel girdilerin kıtlığı otomobil, elektronik eşya ve diğer dayanıklı tüketim mallarının üretimini daha da engelledi. Bütün bunlar enflasyonu artırıyor.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Hızır gelecek Umutlu bir döneme giriyoruz! 17 Ekim 2021 | 21 Okunma Para, cinsellik ve Batı ahlakı 10 Ekim 2021 | 2.522 Okunma Dünya ekonomisinin girdiği çıkmaz ve Türkiye'nin fırsatları 03 Ekim 2021 | 191 Okunma Öncü kadınlar İktidara koşuyor! Nasıl da yakışıyorlar... 26 Eylül 2021 | 79 Okunma Traktörü özgürleştireceğiz Binip Meclis'e gideceğiz 19 Eylül 2021 | 160 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar