‘Ölüm bize ne uzak, bize ne yakın ölüm’

Çok saygı duyulan bir öğretmendi. Bilgisi, konuşması, öğrencileriyle olan diyaloğu göz doldururdu, cehaletten, boş konuşmadan hiç hazzetmeyen bir kitap kurduydu. Kendisini seven bir hanımı, mutlu bir ailesi...

Çok saygı duyulan bir öğretmendi. Bilgisi, konuşması, öğrencileriyle olan diyaloğu göz doldururdu, cehaletten, boş konuşmadan hiç hazzetmeyen bir kitap kurduydu. Kendisini seven bir hanımı, mutlu bir ailesi, misafirle dolup taşan bir evi vardı. Mükemmeldi. Mükemmelliğiyle can sıkıntısına yol açtığındaysa, tanıdıkları onun için en fazla; “İyi hoş da kimseleri beğenmez, burnu havadadır” derlerdi. Derken bir gün rüzgar tersine döndü. O adamın yolu çok zor bir şehre düştü, o şehrin adı ölümdü. O artık evladını toprağa vermiş bir babaydı... Hallacın attığı pamuk gibi parça parçaydı yüreği... 

Oysa erguvanlar kadar kısadır hayat. Yazımın başlığına çektiğim Erdem Beyazıt mısrasındaki gibi. Aklımıza hiç getirmiyoruz ölümü. Ondan elimizden geldiğince k

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Şehir Tiyatrolarına yasak damgası 22 Eylül 2019 | 2.479 Okunma Alma mazlumun hakkını çıkar aheste aheste… 18 Eylül 2019 | 2.825 Okunma Solfasol köyündeki kadınlar… 15 Eylül 2019 | 2.179 Okunma Annelerin isyanı 11 Eylül 2019 | 1.989 Okunma 15 Temmuz’da susanların bugün ‘susmayacağız’ demesi çelişkidir 08 Eylül 2019 | 2.419 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar