Çukur’a düşenlerden misiniz çıkanlardan mı?

İçerde’nin rüzgarını arkasına alarak yola çıkan Çukur için seçilen “Çukur İstanbul’da derler ama asıl İstanbul Çukur’dadır” cümlesi, son yılların en...

İçerde’nin rüzgarını arkasına alarak yola çıkan Çukur için seçilen “Çukur İstanbul’da derler ama asıl İstanbul Çukur’dadır” cümlesi, son yılların en etkili tanıtım cümlesi olarak dikkat çekti. Son ana kadar dizinin ismi belli değildi, başrol oyuncusunun isminden dolayı “kod adı Aras” olarak yer aldı medyada.  Çukur ismi ilk etapta yadırgansa da İçerde miyiz evlat esinli Çukurda mıyız sorusunu sordurması bakımından hızlı kabul gördü. “Sen Çukur’a düşersin biz Çukur’dan çıkarız” gibi duvar yazıları ile renklendirilen ilk bölümün girişi Çukur’u anlatan şu cümlelerle yapıldı: “Herkesin bir yuvası vardır şu hayatta bizimki de Çukur’dur. Gözümüzü Çukur’da açarız son nefesimizi Çukur’da veririz. Dışarda başımız belaya girse kendimizi Çukur’a atarız. Nerde olursak olalım hep Çukur’a geri döneriz birbirimizi tanımasak bile birbirimizi biliriz.”

İdris Koçovalı isimli bir kabadayının gözetiminde ve yönetiminde, dışa kapalı bir mahalle Çukur. Polisin dahi Koçovalı’ya haber salarak geldiği bir mahalle. İlk bölümde uyuşturucu dışında yasadışı her yoldan para kazanan Koçovalı ve ailesine bolca güzelleme yapıldı. Onca servete rağmen pazarcılık yapmaya devam eden, pazarın en iyi meyvesini parası olanlara sattıktan sonra akşam pazarında tezgahını fakire fukaraya açan Koçovalı, evine ise kusurlu, çürük meyveleri götürür. Çürüğü çarığı fakire bırakmam, evime ise tek bir gün çürüksüz meyve sokmadım der gazeteci kıza. Bir milyar liranın üzerinde bir servet, binaların yarısının sahibi kalanların da ortağı. İnsanları kendine bağımlı kılıyor demek daha doğru ama senarist para değil insan biriktirdiği iddiasında.

İdris Koçovalı gibi görünürde iyilik yapar gibi gözüken ama güç ve iktidar peşinde, insanları kendine köle yapan, ben ihtiyacı olanların ihtiyacını karşılarım düşüncesinde insanlar olmasa, mevzubahis mahallelerde ne fakirlik kalacak ne korunmaya muhtaç insan ne de gücü elinde bulundurarak bulunduğu mekana hükmeden insanlar. İdris Koçovalı ya da Çukur  nezdinde yazsam da bu satırları bir zihniyeti deşifre etme niyetiyle yazıyorum. Nitekim uyuşturucu işi yapmak üzere Vartalı gelir, teklifi ve talebi kabul görmeyince İdris’in büyük oğlu Kahraman’ı öldürür, Çukur’a hükmetmek ister. 18 yıl önce  ailesini terk edip giden Yamaç’ın Çukur’a dönmesiyle hikaye ivme kazanır.

Koçovalı idris dört oğlum var der gazeteci kıza. Kim olduğu gizlenen büyük oğul Cumali hapistedir ki Mustafa Üstündağ’ın ilk bölümde ölerek karaktere veda etmesinden dolayı Cumali’yi de aynı oyuncunun canlandırma ihtimali yüksek. İşlerin başındaki Kahraman, suçlulara cezasını işkence yöntemleriyle kesen, işkence etmekten ciddi manada haz alan biri. Pedofili olan birini en ağır işkence yöntemleri ile tedavi etti kendince. Pedofili bir sapkınlık, korku ile sadece bastırılabilir bir süre, o kişi ilk fırsatta yaşadığı semti terk ederek tanınmadığı başka bir yerde sapkınlıklarına devam edecektir. Ceza verme adaleti sağlama Koçovalı gibi adamlara bırakıldığı zaman zarar gören son tahlilde yine halk olacaktır.

Kahraman kendi adaletini sağlayan oğul olarak dikkat çekerken, aile tarafından pek sevilmeyen hain evlat Selim’in derdi lüks içinde yaşamak. Kabadayı babanın mafyaya en yakın oğlu olarak dikkat çekti Selim. Nitekim uyuşturucu üzerinden Vartalı ile yaptığı gizli ortaklık abisinin ölümüne, babasının yatağa düşmesine sebep oldu. Amaç Selim’in önünü açmaktı ama plan ters tepti Yamaç Çukur’a geri döndü.

18 yıl önce her şeyi arkada bırakıp giden, gündüzleri kimyagerlik geceleri şarkıcılık yaparak hayatını idame ettiren Yamaç ise idealize edilmiş mafya olmaya en yakın aday. İlk bölüm boyunca hızlandırılmış bir aşk hikayesinin kahramanı olarak Çukur’dan bağımsız oynadı. Annesinin Fransa'da otel kapısına dayanmasıyla ailesinin başına gelenleri öğrendi , Çukur’a doğru yol aldı. Seyirciye görsel ziyafet çekmek adına çatılarda uçan kaçan gençlerin kurduğu iletişim ağıyla mahalleye gelen yabancıdan anında haberdar olunuyor ama işlenen cinayetleri direğe asmalı falan kimsenin ruhu duymuyor her ne hikmetse!

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Başkasının ölümü 11 Ocak 2018 | 213 Okunma Geleceğe ne kadar hazırız? 07 Ocak 2018 | 67 Okunma Zihin körleşmesi 21 Aralık 2017 | 165 Okunma Diziler yerli mi? Tartışılır ama yersiz uzun! 17 Aralık 2017 | 120 Okunma Hikâye açığı 14 Aralık 2017 | 124 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar