15 Temmuz kahramanları

Jetler sağır eden gürültülerle alçaktan uçuşlara başladılar. Kurşun sesleri ortalığa yayılıyor, caddelerde tanklar geçiyordu. Muhtemelen milleti korkutacaklarını ve teslim alacaklarını...

Jetler sağır eden gürültülerle alçaktan uçuşlara başladılar. Kurşun sesleri ortalığa yayılıyor, caddelerde tanklar geçiyordu. Muhtemelen milleti korkutacaklarını ve teslim alacaklarını sanıyorlardı. 15 Temmuz darbe kalkışmasından söz ediyorum.

“TSK yönetime el koymuştur. İkinci bir emre kadar sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir” gibi tüyler ürpertici ifadeler taşıyan ‘Yurtta Sulh Konseyi’nin bildirisi TRT’de okununca gerçek anlaşıldı. Bir darbe kalkışması ile karşı karşıyaydık. 

Bu cümleler milletimize yabancı değildi. Toplumsal hafızamıza kazılan ve Menderes’in idamına mal olan bir acı hatıranın günümüzde tekrarlanan versiyonuydu. Eksik olan Hasan Mutlucan’ın kahramanlık türkülerinin yayınlanmamasıydı.  Asker kılıklı darbeci hainler sahnedeydi. Milletimize jetlerden bombalar yağdırıyorlar, insanlarımızın üzerine rahatça ve zalimane kurşun atıyorlardı. Ankara Gölbaşı’nda, doğudaki PKK operasyonundan henüz dönen kahraman özel harekâtçı polislerimizi havaya uçurdular ve sadece orada 55 fidanımızı şehit ettiler. Bütün hesapları milletimizin sindirilmesi, böylelikle ülkenin teslim alınarak birtakım yabancı şer güçlere peşkeş çekilmesiydi. 

Ancak darbeci hainlerin evdeki hesapları çarşıya uymayacaktı ve ava giderken avlanacaklardı. Darbecilerin akıl hocası bir prof TV kanalında, “FETÖ’cü darbe ilan edildiğinde kimse sokağa çıkamaz” diye bunlara taktik vermişti. 

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın televizyon kanallarında görünmesi ve milletimizi sokaklara sahip çıkmaya çağırmasıyla bütün dengeler değişti. Milyonlar darbecilerin karşısına cesurca dikildi. Darbeciler şaşırmışlar, ne olduğunu anlayamamışlardı bile. İnsanlar ölüme meydan okuyarak karşılarına çıkmıştı ve ‘darbeye geçit vermeyeceklerini’ haykırıyorlardı. Her biri Çanakkale’de 215, bir iddiaya göre 276 kiloluk mermiyi tek başına topun ağzına yerleştiren Seyit Onbaşı’nın psikolojisindeydi. Hele yurt genelinde okunan salalar darbecilerin kimyasını bozmuş, sokağa korkusuzca fırlayan kahramanların azim ve şevklerini artırmıştı. Milletimiz rahmetli Menderes’e yapılanlar karşısında sessiz kalan kitle değildi artık.

Tankların önüne canları pahasına çıkıyor, ateş saçan silahlara gülerek bakıyorlardı. Üstelik askerlere hiç kötü muamelede bulunmuyorlardı. Millete karşı ihanete alet olmamaları için güler yüzle onları uyarıyorlardı. Kurşun atana çiçek atıyorlardı. Buna rağmen acımasız ve gözü dönmüş hain darbeciler 249 insanımızı şehit etti, iki binden fazla vatandaşımız yaraladı veya sakat bıraktı. Neydi bu ölüme meydan okuyan  kahramanların sırrı? Nasıl böyle korkusuzca tankların önüne yatıyorlardı? Hele o cesur kadının kamyonu sürerek darbecilere darbe vurduran gizemi neydi?

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
15 Temmuz’da FETÖ başarılı olsaydı! 13 Temmuz 2019 | 287 Okunma Gergin ve mutsuz topluma doğru 06 Temmuz 2019 | 258 Okunma Halkımız yargılanıyor! 29 Haziran 2019 | 113 Okunma Demagog olursan 22 Haziran 2019 | 55 Okunma İstanbul Sözleşmesi zehirli meyvedir! 08 Haziran 2019 | 160 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar