Hakan Fidan ve ‘başka tarihi yolculuklar’ı aramak meselesi...

Hürriyet yazarı Sedat Ergin bu hafta 'Hakan Fidan ve ‘başka tarihi yolculuklar’ı aramak meselesi...' başlıklı yazısını kaleme aldı.

"EN azından Dışişleri Bakanı olarak ve resmi olarak da görevim AB müzakerecisi. Yani tam zamanlı olarak bu konuya odaklanmam gerekiyor, AB başkanlığımız var...” diye söze giriyor Dışişleri Bakanı Hakan Fidan.

Tam 13 yıl süreyle MİT Başkanlığı yaptıktan sonra üstlendiği dışişleri bakanlığı, kendisine aynı zamanda AB müzakereciliği görevini de yüklemiş durumda; her ne kadar tam üyelik müzakere süreci bugün dondurulmuş olsa da...

Geçen pazar günü “A Haber” TV kanalının Ankara Temsilcisi Murat Akgün’ün sorularına verdiği yanıtlar, Fidan’ın Dışişleri Bakanlığı görevini üstlendikten sonra AB ile ilişkilerin geleceğine bakışına ilişkin en ayrıntılı, en kapsamlı siyaset açıklamalarını oluşturuyor.

*

Öncelikle, AB ile ilişkiler konusunda hem geçmişe hem de geleceğe bakarak “çıkarttıkları dersler” olduğunu söylüyor Fidan. Ardından “Yeni yaklaşım neler getirebiliriz, bu konudaki yeni parametrelerimiz, söylemlerimiz, politikalarımız neler olmalı? Bu konuda çok çalışıyoruz” diyor.

İfadelerinden AB ile ilişkiler konusunda yeni yaklaşımlar getirmeye dönük bir arayış içinde olduklarını, bu hedefe dönük bazı çalışmaların yürütüldüğünü anlıyoruz.

Bakan, hemen ardından Türkiye’nin tam üyeliği için “AB’nin vermesi gereken bir karar...” diyerek topu AB’ye atıyor. Tam üyelik müzakere sürecinde başlıkların açılıp kapanması gibi konuları problem olarak görmediğini, “irade olduğunda” bu problemlere çözüm bulunabileceğini söylüyor.

Fidan’a göre, temel sorun şurada: “AB Türkiye’yi üye yapmak istiyor mu, istemiyor mu? Tam soru bu. Yani soru bize sorulacak soru değil. AB’nin bugüne kadar üye yapmak isteyip de izlediği politikalarla en umutsuz vakalarda bile üye yapmadığı bir konu yok. Yani AB’nin bir defa buna karar vermesi gerekiyor.”

Ardından Fransa’da Nicolas Sarkozy’nin 2007 yılında cumhurbaşkanlığına gelmesine kadar AB ile “çok güzel bir sürecin gittiğini” belirtiyor, “Her şey iyi gidiyordu... AB’nin en azından ana merkez ülke Almanya ve Fransa’nın iradesi tammış gibiydi, bir takım kerhen bakış açılarına rağmen diyelim... Ama bir irade olmuştu, oluşmuştu” diye konuşuyor.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ABD Kongresi Netanyahu’yu ayakta alkışlayarak aşağı düşerken 26 Temmuz 2024 | 167 Okunma Avrupa cephesinde Kıbrıs konusunda bir günah çıkarma makalesi 25 Temmuz 2024 | 277 Okunma Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 50’nci yıldönümünde şekillenen bir ulusal mutabakat 24 Temmuz 2024 | 1.360 Okunma Kıbrıs Barış Harekâtı’nda yarım yüzyılın muhasebesi 20 Temmuz 2024 | 171 Okunma Darbe suçlamasından beraat eden generalleri idari yargıda bekleyen engebeli yol 19 Temmuz 2024 | 779 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar