Fidan’a göre, PKK’yı Irak ve Suriye’de ‘taşeron’ olarak kullanan egemen güçler kimler?

Hürriyet yazarı Sedat Ergin bu hafta 'Fidan’a göre, PKK’yı Irak ve Suriye’de ‘taşeron’ olarak kullanan egemen güçler kimler?' başlıklı yasını kaleme aldı.

DIŞİŞLERİ Bakanı Hakan Fidan’ın geçen 16 Ocak’ta TBMM Genel Kurulu’nun terörle mücadeleyle ilgili bilgilendirme oturumundaki konuşmasının değerlendirmesini, araya giren başka konular nedeniyle biraz gecikmeli olarak yapabiliyorum.

Fidan’ın konuşmasının bir dizi nedenle önemli olduğunu düşünüyorum. Birincisi, kendisinin 13 yıl süreyle Milli İstihbarat Teşkilatı’nın başında bulunmasının verdiği saha bilgisi avantajından ve istihbaratçı bakışından çok geniş bir şekilde yararlandığını görüyoruz bu metinde.

İkincisi, Suriye ve Irak’ta özellikle geçen 10 yılın gelişmeleri üzerinden bugün sahadaki tablonun geniş açıyla oldukça detaylı açılı fotoğrafını çekiyor. Fidan, daha sonra odağına PKK’yı yerleştirerek, projektörleri bölge dışından büyük aktörler ile sahada söz sahibi olan yerel aktörler arasındaki karmaşık hesaplara, işbirliklerine, çatışmalara çeviriyor.

Üçüncüsü, önümüzdeki dönemde, Irak ve Suriye’nin beklendiği gibi Türkiye açısından başat bir meşguliyet alanı olacağını anlatıyor. Ancak bunu söylerken, gelinen noktada Irak-Suriye ayrımının büyük ölçüde kalktığını, iki ülkeyi yekpare bir çerçevede gören bir bakışın yerleştiğini anlıyoruz Dışişleri Bakanı cephesinde.

*

Sahadaki durumun analizine geçmeden önce Dışişleri Bakanı’nın geçmişe dönük altı çizilmesi gereken bazı tespitlerine de dikkat çekmeliyiz. Bunlardan ilki, Soğuk Savaş dönemine ilişkindir. Fidan’a göre Soğuk Savaş döneminde nükleer caydırıcılıktan dolayı birbirleriyle savaşamayan “kamplar”, vekil unsurlar aracılığıyla mücadeleye girişmişti.

Atıf yapılan kamplar ABD ve Sovyetler Birliği’dir. Fidan, bu noktada “Türkiye’de halen mevcudiyetini devam ettiren PKK ve DHKP/C başta olmak üzere aşırı sol terör örgütleri, esasen soğuk savaş döneminin birer ürünüdürler” diye konuşuyor.

Böylelikle, Soğuk Savaş mantığı içinde Sovyetler Birliği’nin Batı kampının önemli bir müttefiki Türkiye’yi, dolayısıyla Batı’yı zayıflatmak üzere bu iki örgütü kullandığını belirtmiş oluyor Dışişleri Bakanı.

Konuşmasının bir başka yerinde daha da açık ifadeyle, “Sovyetler Birliği’nin Esad rejimine Beka Vadisi’nde PKK’yı kurdurduğunu” söylüyor. Yani PKK’nın ortaya çıkmasından doğrudan Sovyetler Birliği’ni sorumlu tutuyor.

Fidan’ın hitabının en dikkat çekici noktalarından biri burada karşımıza çıkıyor. Ona göre, Sovyetler Birliği’nin Soğuk Savaş sırasında kurdurduğu Marksist-Leninist PKK, bugün “tarihin bir ironisi” olarak günümüzde yine Suriye’de (bu kez) ABD ve Batı ülkeleriyle işbirliği yaparak Suriye’yi bölmek için çalışmaktadır.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yoksa ABD Suriye’den çekilmeye mi hazırlanıyor? 16 Şubat 2024 | 744 Okunma AYM Başkanı Prof. Arslan’ın son konuşmasında bir Hazreti Süleyman kıssası… 09 Şubat 2024 | 606 Okunma ABD’nin F-35 çıkışı Atina’yı neden tedirgin ediyor? 08 Şubat 2024 | 266 Okunma Hakan Fidan ve ‘başka tarihi yolculuklar’ı aramak meselesi... 07 Şubat 2024 | 326 Okunma Işıl Hanım için çok vakitsiz bir veda yazısı 03 Şubat 2024 | 178 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar