AİHM’nin Osman Kavala kararı ve bundan sonrası

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Osman Kavala’nın tutuklanmasında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) ihlal edildiğine ilişkin dünkü kararı 2017 Ekim ayından bu yana süren ve Türkiye’nin Batı kamuoylarındaki algısı açısından da kritik bir önem taşıyan bu hukuk dosyasını yeni bir eşiğe taşımıştır.

Sözleşmenin üç maddesinden verilen ihlal kararının açıklanmasının Dünya İnsan Hakları Günü’ne denk gelmesinin taşıdığı sembolizmi özellikle vurgulamalıyız.
AİHM’nin yedi yargıçtan oluşan dairesi, Kavala’nın tutuklanmasıyla ilgili birinci ihlali, AİHS’nin ‘Özgürlük ve Güvenlik Hakkı’ başlığı altındaki 5’inci maddesinin tutuklama tasarrufunun yasallığı ile ilgili birinci fıkrası çerçevesinde vermiştir. Mahkeme, Kavala’nın Gezi olaylarını organize etmek suretiyle cebir ve şiddet kullanarak hükümeti devirme ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs ettiği yolunda ‘kuvvetli şüphe bulunmadığına’ hükmetmiştir.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İyidil tartışması bize yargı hakkında ne anlatıyor? 22 Ocak 2020 | 2.841 Okunma Libya kriziyle birlikte yaşamaya hazır olalım 21 Ocak 2020 | 2.514 Okunma Hâkimler vicdanlarını yasanın önüne geçirebilir mi? 18 Ocak 2020 | 2.549 Okunma Hulusi Akar İdlib için ‘güvenli bölge’den söz ediyor 17 Ocak 2020 | 2.629 Okunma AB’nin yetersizliği Libya’da Türkiye ve Rusya’nın önünü açtı 16 Ocak 2020 | 3.111 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar