ÇOK OKUNAN YAZARLAR

Eğitimde zihniyet değişimi şart

Aylar önce İlber Ortaylı’nın bir konuşmasına katılmıştım .

Salih Uyan
Salih Uyan Türkiye Gazetesi
25 Eylül 2018 | 4.7 K
Aylar önce İlber Ortaylı’nın bir konuşmasına katılmıştım. O konuşmada aldığım notları sekiz maddede özetledim.
Hepsi de acil zihniyet değişimi için ezber bozan, rahatsız eden, sorgulayan maddeler…
Arif olan anlar, mahir olan uygular!
           ***
1- Kime sorsan çocuğum doktor, avukat olacak diyor. Halbuki bir cemiyetin elit insanı her zaman iyi bir hukukçu veya doktor olmak zorunda değildir. Benim tanıdığım en elit insanlardan bir tanesi bir döşemecidir mesela. Bu kişi kalfa olmak için 3 sene bir koltuğu bozup dikmiş. Talim yapmış yani.
2- Sokrates’ten itibaren insanlar anlayarak değil ezberleyerek öğrenir. Ezber eğitimin temelidir. Anlama sonra gelir. Ezbere hayır çığırtkanlığı yapanların söylemleri temelsizdir.
3- Hiçbir toplum yetenekli çocuklarını harcayacak lükse sahip değildir.
4- Türkiye'de eğitim, sosyal tırmanma için basamak olarak görülüyor. Bu zihniyet değişmedikten sonra müfredatı veya sınav sistemlerini değiştirsen ne işe yarar!
5- Herkes çocuğunu iyi okula göndermek ister. Konu eğitim olunca ideoloji arka planda kalır. Macaristan’da bizzat şahit oldum. Komünist parti üyelerinin tamamına yakını çocuklarını papaz okuluna gönderiyordu. Niye? Çünkü kaliteli eğitim istiyorlar.
6- Üniversitede İmam Hatip mezunu bir öğrencime tahtada Arap alfabesiyle Hasan yazmasını söyledim. Kalktı yazdı ama Hasan'ı elifle yazdı. Bu çocuğa kızdım. “Bu kadar sene Arapça okumuşsun, bir Hasan yazamıyorsun” diye. Sonra bir sınav yaptım. Baktım bir çocuk tam puan aldı. Fevkalade cevaplar vermiş. “Kim bu çocuk?” diye sordum. "Hasan’ı elifle yazan öğrenci" dediler. Demek ki İmam Hatip okulları fevkalade kabiliyetli adamları harcıyor diye üzüldüm.
7- Türk maarifinin en büyük zaafı nabza göre şerbet vermektir. Millet Latince istemiyor diye Latinceyi kaldırdılar. Böyle şey olur mu? Latince öğrenmeden İngilizce öğrenilir mi?
8- Osmanlıda insanlar medreseye gitmek zorunda değildi. Evde çalışan imtihana girerek diploma alabiliyordu. Şimdi eğitim mecburi oldu diye seviniyoruz. Ama iki yılda bütün lise müfredatını öğrenebilecek üstün kabiliyetli çocukları dört yıl okula mahkûm ediyoruz.
 
           Teknofest & Trafikfest
 
Hafta sonu Teknofest İstanbul’a gittim. “Nasıl geçti?” diye soranlar oluyor. Ben de o anki ruh hâlime göre iki farklı cevap veriyorum.
Harika geçti, çünkü…
- Ordumuzla ve askerimizle gurur duydum. Uçakların yanında herkesin sorusunu güler yüzle cevaplayan, çocuklarla fotoğraf çektiren pilotlar ve hava personelinin performansı müthişti.
- Şovlar iyi planlanmıştı. Birbiri ardına yapılan hava gösterileri, ziyaretçilerin sıkılmasına hiç izin vermedi.
- Teknoloji hamlesinin ayak sesleri çok güçlü bir şekilde hissediliyordu.
- Özellikle öğrenci projeleri heyecan vericiydi. Engellilerin hayatını kolaylaştırmak için yapılmış projeler, toplum faydasına yönelik girişimler çoğunluktaydı.
Berbat geçti, çünkü…
- Etkinlik alanında hayaller, gidiş ve dönüş yolunda hayatlar vardı. İnsansız hava aracı görmek için gelenler, havasız insan araçlarında saatlerce bekledi. Dikey rüzgâr tüneli hayaliyle festivale gelen çocuklar, yatay rüzgârla idare etmek zorunda kaldılar.
- Etkinliğin tanıtım faaliyetini üstlenen ekiple, alandaki faaliyetleri düzenleyen ekip hiç görüşmemiş gibiydi. Evden hazırlıklı çıkan ve kanatların gölgesinde neşeyle piknik yapanlar şanslıydı. Çünkü köftecinin önündeki kuyruk, askerî kargo uçağından daha uzundu.
- Festival alanında kabaran milliyetçilik duygularım, dönüşte yaşadığım trafik eziyetiyle sönüverdi. Protokol için kapatılan şeritler trafik çilesini ikiye katladı. Etkinlik alanında askeriyle gurur duyan halkımızın, dönüş yolunda trafiği düzenleyen jandarmayla kavga etmesi trajikomikti.
- Birçok insan, ayağı yere basmayan festival alanına ayak basamadan dönmek zorunda kaldı. Sonuç olarak teknoloji üreten Türkiye hedefi, trafiğe çözüm üretemeyen Türkiye gerçeği karşısında yenildi.
Devamını Oku
Diğer Yazıları
DAHA FAZLA SONUÇ GÖSTER