ÇOK OKUNAN YAZARLAR

Ulan biz nasıl adamlarız

Şimdiye değin "şebelek muhalif güruhtan" tek cümlelik de olsa özeleştiri duydunuz mu? MİT krizinden 17-25 Aralık 2013'e, Gezi desisesinden 15 Temmuz işgal girişimine kadar onca badire yaşandı, içlerinden tek bir insan evladı çıkıp, biz de şurada hata yaptık, dedi mi? Kültleşme değilse nedir bu? Halbuki .

Salih Tuna
Salih Tuna Sabah Gazetesi
23 Mayıs 2018 | 14.5 K
Şimdiye değin "şebelek muhalif güruhtan" tek cümlelik de olsa özeleştiri duydunuz mu?
MİT krizinden 17-25 Aralık 2013'e, Gezi desisesinden 15 Temmuz işgal girişimine kadar onca badire yaşandı, içlerinden tek bir insan evladı çıkıp, biz de şurada hata yaptık, dedi mi?
Kültleşme değilse nedir bu?
Halbuki...
"Güç zehirlenmesiyle" itham edilen iktidar cenahı yeri geldi TSK'ya kumpas kuruldu dedi, yeri geldi FETÖ konusunda kandırıldık diyerek özür diledi, yeri geldi betonlaşmayla İstanbul'un siluetinin bozulduğunu söyledi, ila ahir.
Nerden bakarsanız bakın, özgüvenin ve dürüstlüğün dışavurumudur bu.
Gelgelelim...
Şebelek muhalif güruh iktidar cenahının bu özeleştirilerini tahfifle karşıladı, dalga geçti, aşağıladı.
Bununla da kalınmadı...
Hatadan münezzehlermiş gibi (onca seçim yenilgisine rağmen) kendilerini hiç sorgulamadılar.
Kültleşme dediğim bu!
Yani, kendi dışında hiçbir şeye açık olmayan, hiçbir konuda ikna olmayan, nefs muhasebesi veya özeleştiri nedir bilmeyen, "dediğim dedik çaldığım düdük" diyerek öznel referanslarının dışına çıkmayan, oluşturduğu totolojik evren içinde duçar olduğu her seçim yenilgisine "her şey sandık değildir" lakırdısından "sandıkta hile yapacaklar" cazgırlığına kadar mazeretler üreten, rasyonalite dışı bir tür "mistik" hal aldılar.
***
Mesela, Gezi desisesinin üzerinden 5 koca yıl geçti.
O canım "orantısız zekâlardan" bir tane özeleştiri yazısı okudunuz mu?
Bu nasıl özgüvensizliktir?
Hangi ithal nefretin taşıyıcılığına koşulmuştuk veya ne yapmıştık da müstevlileri kendimize o kadar hayran bırakmıştık, denilmeyecek mi hâlâ?
Bizi meydanlarda tutan, etrafımızı kuşatan güvenlik güçlerinden üst düzey tüm bürokratlara kadar alayının FETÖ'cü çıkmasının anlamı nedir diye sorgulanmayacak mı?
Aynı şekilde...
İktidar cenahını destekleyenlerin de eldivenli- kırbaçlı ve bilmem daha neli o Kabataş yalanını mahkûm etmek mükellefiyetleri var.
Mahut yalanı üreten türbanlının da ne kadar güvenilmez olduğu artık herkesin malumu.
***
Onca zaman geçti, muhaliflerin içinden, 17-25 Aralık kumpas malzemeleri üzerinden neden siyaset yaptık diyen çıkmayacak mı?
Mesela..
"Biz nasıl adamlarız ki, bu ülkenin milli istihbarat teşkilatına saldıran FETÖ'yü arkaladık" yollu özeleştiri yapan bir insan evladı yok mu içlerinde?
BBC News kanalının spikeri Stephen Sackur kadar bile olamadık diyen...
Gazetecilik sorumluluğundan dem vuran Can Dündar'a, "Türk ordusu personelini riske atmak gibi durumları göz önünde bulundurmak da sizin sorumluluğunuz..." demişti hani.
İçlerinden bir Allah kulu çıkıp da şimdilerde oluşturmaya çalıştığımız hangi algı varsa, 15 Temmuz işgal girişimi öncesi de aynısını oluşturmuştuk demeyecek mi?
Sormazsanız, sorgulamazsanız...
Tek hedefiniz Erdoğan'ı indirmekse...
Bu uğurda şeytanla bile işbirliğine razıysanız "kültleşmekten" öteye geçemezsiniz.
Kültleşince de "gizli ellerin" zokasını yutmaya hazır "kullanışlı aptallar" olmanız mukadderattır. Devamını Oku
Diğer Yazıları
DAHA FAZLA SONUÇ GÖSTER