Kafalı Hocamızın yolculuğu...

Mustafa Kafalı Hocamız, Ağustosun 28'inde ruhunu teslim etti, ölümsüzlük aleminin yolcusu oldu. 30 Ağustos 1922 Zaferine rastlayan günde de vasiyeti üzerine Gölbaşı mezarlığında toprağa verildi. Kendisi Karaman...

Mustafa Kafalı Hocamız, Ağustosun 28'inde ruhunu teslim etti, ölümsüzlük aleminin yolcusu oldu. 30 Ağustos 1922 Zaferine rastlayan günde de vasiyeti üzerine Gölbaşı mezarlığında toprağa verildi. Kendisi Karaman Beylerindendi, ama Türklük davasının askeri olan eşi Sevgi hanıma söylediği gibi, "Ben Atatürk'ün payitahtına gömüleceğim" vasiyetinin gereği yapıldı. Hocamız son nefesinde bile, başta Türk Milliyetçileri olmak üzere, bütün Türklere çok anlamlı bir mesaj vererek aramızdan ayrıldı. Allah rahmet eylesin, başta biricik eşi Sevgi hanım ve oğlu Ertuğrul olmak üzere sevenlerinin ve Türk Milletinin başı sağ olsun.

Hocamızın bilim ve Türklüğe hizmet aşkı

Başlıkta bahsi geçen "Hocamız" sözcüğü, sadece akademik yönüyle değil, aynı zamanda Türklüğe hizmetleriyle ilgilidir. Zira ilmini ömrü boyunca ve tam anlamıyla bu kutlu yolda kullanmıştır. Bilindiği gibi Hocamız Umumi Türk Tarihi alanında kariyer yaptı. Türk tarihini bütünüyle kapsayan bu daldaki çalışmalarının merkezine Türk kültürünü koydu. Bu tercih Hocayı Türk Kültürünün seçkinlerinden biri konumuna getirdi. Türk dili, edebiyatı, töresi, hukuku, sosyolojisi, sanatı,  estetiği, felsefesi ve mantalitesi gibi Türk Milletini ve Türk kimliğini oluşturan olgularda adeta uzmanlaştırdı. Öyle ki kariyer sahiplerini bile imrendirecek derinlik kazandırdı. 1980 darbesinin hışmına uğrayanlardandı. O sırada Selçuk Üniversitesi Rektörü, değerli bilim adamı ve Türk Milliyetçisi Prof. Dr. Erol Güngör'ün daveti üzerine Konya'ya gitti. Görevini bir süre yürüttükten sonra, bu defa Prof. Dr. Tarık Somer'in daveti üzerine Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'ne naklen geçti. 2001 yılında emekli oluncaya kadar derslerine burada devam etti. Öğrencilerinin anlattıklarına göre Hoca ders verirken, başka derslerde dolduğu pek görülmeyen o geniş dershane öğrencileri almazmış. 

Hocamızla tanışmamız ve sonrasının hikayesi   

Hocamızla tanışmamız 1958 yıllına rastlar. Ankara Türk Ocağı'nın yeni müdavimleriydik. Kuruluşunu yaptığımız Türk Ocakları Genel Merkezi Gençlik Kollarını da çalışıyorduk. Hocamız, Türk ve Tarih Coğrafya Fakültesi öğrencisiydi. Yaşça olduğu kadar Türk Milliyetçiliği kültürü ve düşüncesi açısından da yetişmiş biriydi; biz gençlere seminerler verirdi. Fakülteyi bitirince 1960'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Umumi Türk Tarihinin ünlü ünlü hocası Prof. Dr. Zeki Velidi Togan'ın asistanı oldu, aramızdan ayrıldı. Ama, Türkçüler olarak vefatına kadar çalışmalarımız ve birliğimiz artarak devam etti. Yukarıda kısaca anlatıldığı gibi Hocamız "zaruretten" 1980'de Konya'da, daha sonra Ankara'da görevine devam etti. Vefatına kadar mekanı Ankara oldu. Bu dönemde ileri gelen Türk Milliyetçileri muntazam olarak evlerde toplanıp memleket meselelerini görüşmeye devam ettik.

1980 darbesi ile bütün partiler kapatılmış, dernek, vakıf ve sendika gibi kuruluşların faaliyetleri durdurulmuştu. Bu yasak 1986'da kaldırılınca, Türk Ocakları da faaliyete geçti. Ama imkansızlıklar ve bazı sebepler yüzünden sembolik düzeyde kalan çalışmalar, 1990'lardan sonra biraz canlanma gösterildi. Bu arada yeni partiler, dernekler ve vakıflar kuruldu. Türk Milliyetçileri buralarda görev almaya başladı.   Olumlu yönlerinin yanında bu hal, darbe kalıntısı kurumlaşan kışkırtmalar sebebiyle camiamızda dağılmaya ve bölünmeye yol açtı. Türkiye'nin en büyük potansiyel gücü Türk Milliyetçileri, bu ve benzeri sebeplerden dolayı birliğini bir türlü sağlayamadı ve bölünmeler, tahrip edici sonuçlar vermeye devam ediyor. Birlik sağlanabilseydi potansiyel güç, harekete dönüşecek ve enerji üretecekti. Bugün Türkiye ve Türk Dünyası çok farklı bir konumda olacaktı. Bu bakımdan gündemimizin birinci maddesinde birliğimizin sağlanması, ikinci maddesinde değişen şartlara göre kadroların yetiştirilmesi, milli ve manevi direncin güçlendirilmesi gelmektedir. Bu maksatla 2007-2008 yıllarında, bilinen ülküdaşlarımızın arzu ve katılımlarıyla Mili Düşünce Merkezi (MDM)'ni kurduk. 12 yıldır çalışıyoruz. Kafalı ailesi, en büyük destekçimiz oldu. Hocamız ilmi ve tecrübesiyle yazılar yazdı konferanslar verdi, sohbetler yaptı. Çok değerli çalışmalardı. Mücadele azmi ve enerjisiyle Sevgi hanım, Yönetim Kurulumuzda görev aldı, MDM'yi hep destekledi. Hep birlikte olduk.   

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ABD heyeti Ankara'da 19 Ekim 2019 | 97 Okunma Tehditlerin gölgesinde uzlaşma mı? 12 Ekim 2019 | 33 Okunma ​​​​​​​"HDP Türkiye partisi" veya "Ortak vatan" 05 Ekim 2019 | 2.072 Okunma Aydın bilinenler hukuku tanımazsa… 28 Eylül 2019 | 500 Okunma Suriye meselesi Çankaya zirvesinde 21 Eylül 2019 | 132 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar