Türk Dış Politikasında “Sorunlu Kurumlar’’

Türkiye’de özellikle 2002’li yıllarda AK Parti hükümeti ile birlikte aktif hale gelen dış politika yönelimini, kamu diplomasisini, yurt dışı Türkler ve akraba topluluklara yönelik faaliyetlerini gözden geçirme...

Türkiye’de özellikle 2002’li yıllarda AK Parti hükümeti ile birlikte aktif hale gelen dış politika yönelimini, kamu diplomasisini, yurt dışı Türkler ve akraba topluluklara yönelik faaliyetlerini gözden geçirme ihtiyacı duydum. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından gelen şikâyetleri de göz önüne aldığımızda büyükelçiliklerin ve başkonsoloslukların, T.C. vatandaşlarına ‘’eziyet merkezlerine’’ dönüşmüş durumda olduğunu görüyoruz.

Asli vazifesi siyasi ilişkiler kurmak/geliştirmek gibi uluslararası bir misyon sorumluluğuna giremiyorum bile. Hariciye ve hariciye personelinin Türk vatandaşlarına tutum ve davranışlarını yıllarca eleştirdik ancak efektif ve performans odaklı, temsilcilerimize baktığımızda; durum tek kelimeyle felaket. 

Son S-400 meselesinde bile eski büyükelçilerin analizlerine/saçmalıklarına baktığımızda yıllarca süren ekonomi işbirliği anlaşmalarındaki diplomatik tıkanıklar, büyükelçiliklerimizin ekonomi, turizm ve kültür ataşelikleriyle yaşadığı geçimsizlikler, engellemeler; neredeyse (gayri) milli politika olmak üzere. Bunun dışında TİKA, Maarif Vakfı, Yunus Emre Enstitüsü, THY ve AA temsilcilikleriyle ilişkileri, sanki ülkenin işgal edilmiş kurumları arasındaki savaş gibi. Türk ‘’kamu’’ kurumlarına en büyük engellemeleri elin yabancısı değil; Türk misyonun başı olan ‘’Dışişleri’’ yapmaktadır.

Bugünkü yazımda Dışişleri Bakanlığı’nı değil, bilakis kuruluş amacı bürokrasiyi azaltmak, daha serbest formla çalışma biçimi olan; TİKA, Maarif Vakfı, YTB, Yunus Emre Enstitüsü’ne ayırdım. Geçtiğimiz ay Madrid’de Yunus Emre Kültür Merkezi tarafından düzenlenen ‘’Türk Kültürünü’’ tanıtan piyano konserini basında gördüm.

Yunus Emre gibi bir İslam filozofunun ismini verdiğimiz vakıf, Türk-İslam medeniyetini ‘Piyano’ ile tanıtıyor…. Türk kültürü ile Piyano/Caz Müziği arasında nasıl bir medeniyet bağlantısı kurmuşlar anlamış değilim. Siz hiç gördünüz mü; İspanyol Cervantes, Alman Goothe, Çin Konfüçyüs, İngiliz British Council, Fransız Alliance Fançaise, İtalyan İstiuto İtaliano di Cultura gibi uluslararası kültür merkezlerinin bağlama, kemençe konseri; hat ve ebru dersleri verdiğini? Bilakis kendi kültürlerini Türk halkına dayatmaya veya tanıtmaya çalışırlar. Hatta dil eğitimi bile formalitedir. Ajanlık dahi yapanları vardır içlerinde. Durum felaket ne yazık ki... 

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Ak Parti Muhalefeti Dışarıda Aramasın 20 Ağustos 2019 | 387 Okunma İmanda hatip olmak 13 Ağustos 2019 | 105 Okunma Türk demokrasinin yeni aranan yüzleri… 06 Ağustos 2019 | 55 Okunma Türk-Yahudi Diasporası 30 Temmuz 2019 | 231 Okunma Türk-Amerikan Lobileri Ne İş Yapar 23 Temmuz 2019 | 92 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar