Göçmenlerin ve Mültecilerin Döviz Tırnakçılığı…

DESA raporunda, Türkiye’deki mülteci ve göçmenlerin toplam sayısının 2019 yılına gelindiğinde 6 milyona yakın olduğu ve gayriresmi nerdeyse 7 milyon olduğunun uzmanlarca tespit edildiği biliniyor. Nerdeyse ülke...

DESA raporunda, Türkiye’deki mülteci ve göçmenlerin toplam sayısının 2019 yılına gelindiğinde 6 milyona yakın olduğu ve gayriresmi nerdeyse 7 milyon olduğunun uzmanlarca tespit edildiği biliniyor. Nerdeyse ülke nüfusunun % 10’u durumuna gelen bu sayı, ekonomik maliyet planlamasına dayanılmayacak kadar büyük bir yük durumundandır. Hükümetin tırnakçı mülteci veya göçmen yükünden kurtulması ve bu sorunu acilen gözden geçirmesi gerekir.

Ekonomi patronları uzun zamandır cari açığı kapatmak için her türlü yolu deniyor. Özelikle son yapılan tedbir ekonomisinin yerinde bir karar olduğunu söyleyebilirim. İş dünyasının ciddi çalışmaları sonucu var olan cari açık sorununa çözüm üretmek adına millete haddinden fazla fatura, gelir vergisi yüklemek dayanılmayacak boyuta ulaşmış olarak yorumlanıyor. Vergiler sonucu kemer sıkma politikası ve son yapılan zamlar, toplumun hükümete sert eleştiri yapmasına sebep oluyor.

Uzun yıllardır Türkiye karşıtı, örtülü veya gayriresmi bir savaş yürütmektedir. Yakın coğrafyamızda İran’ın istikrarsız durumu, Irak’ta var olan iç savaş durumu, hemen yanı başımızda Suriye iç savaşı ve bütün bu sorunlu bölgede bulunan Türkiye… Anlayacağınız işimiz hayli zor. Türkî cumhuriyetlerin durumunu da incelediğimizde, olumsuz ekonomik şartları olan Afganların, Pakistanlıların, Bangladeşlilerin ülkelerin ana koridoru durumundaki Türkiye’yi olumsuz etkilediği çok nettir. Buna karşı acil eylem planı yapılmalı. 

ABD’nin İran’a yaptırımları sonrası ekonomisinin felç durumuna geldiğini görüyoruz. Dünyanın gözü önünde ABD, barbar politikalarını, vahşet ve acımasızlık ile had safhada sergiliyor. İran riyalinin değersiz kılınması, ihracatının önünün kapanması, dolar endeksli malların ülkeye sokulmaması gibi sorunlar dünya kamuoyunun karşısında yaşanmaktadır. Bütün bu baskılar sonucu komşusu olduğumuz İran’ın faydalı yanları olduğu gibi olumsuz yanlarını da taşımak zorunda kalıyoruz. Son zamanlarda İran’dan ciddi göçmen almaktayız ve Türkiye geneline yayılan İran nnüfusu birçok iş yeri açtığı gibi döviz rezervleri açısından da tehlike çanları çalıyor.

Irak, genelindeki istikrasız durum ve yapılanmalarla, komşuluk ilişkileri ve ticaret yapısı itibarı ile en yoğun ilişkilerden beslendiğimiz ülkelerin başında gelir. İhracat olarak beslendiğimiz ve geçmişe dayanan bağlarımız sayesinde zaman zaman olumsuzluklar olsa da diplomasi sayesinde sorunlar hep çözülmüştür. Ancak son zamanlarda Irak üzerinden ciddi göç aldığımızı söyleyelim. Irak, iş hacmi açısından doğrudan ihracat yaptığımız ülkelerden fakat Türkiye’nin döviz rezervleri açısından tehdit algısının kontrol altına alınması gerektiği kanaatindeyim. Kaçak işçi statüsü ve plansız iş gücü açısından bir tehdit olarak düşünülmesi gerekir.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İtikadi ve Ameli Mezhepler Tarihi 01 Aralık 2020 | 181 Okunma Başkanlık sistemi üst aklın tehditi altında 24 Kasım 2020 | 288 Okunma İzole edilmek istenen Erdoğan değil, Türkiye’dir 17 Kasım 2020 | 158 Okunma Biden ve ABD-Türkiye ilişkileri 10 Kasım 2020 | 97 Okunma İzmir’i deprem değil; ahlaki fay vurdu 03 Kasım 2020 | 1.670 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar