Rıdvan Dilmen
Rıdvan Dilmen Sabah

Her babayiğidin harcı değil

14 Eylül 2017 | 934

Türkiye, Beşiktaş'la ne kadar gurur duysa azdır… Porto'yu belki ilk defa bir Türk takımı yenmiş olabilir, hatta öyle bir maç olur ki rakip kaçırır kaçırır, kontrataklarla garip gollerle kazanıp, tarihe not düşersin. Tarihimizde böyle maçlar vardır ama dünkü karşılaşmayı izlediğimiz zaman gurur duymamak mümkün değil… Deplasmanda Porto ile oynuyorsun, topa sahip olma oranı hemen hemen aynı ve geriye düşmüyorsun. İki kez öne geç-i yorsun… Bu neden önemli? İkinci yarıda rakibin, Brahimi'nin etkinliği ile kazandığı kornerler dışında etkisi yok.
Maç 2-1'ken son 15 dakikayı, değerlendirince Beşiktaş'ın ne kadar büyük futbol oynadığını görürüz. 78. dakikadan sonra Beşiktaş, hem baskıyı kırdı hem oynamaya başladı hem de 3. gol öncesi kendi ceza sahası çizgisinde Pepe baskı altına alınmasına, hatta kaleci geri pas yapmasın diye pres yapılmasına rağmen Pepe sol ayağıyla topu Caner'e attı yani bamgüm vurmadı. Caner de rakip ceza sahasına 10 metre kala, yani dakika 86 olmasına rağmen ve 2-1 galipken sol bekin hücumda Babel'le oynadı. Negredo-Babel derken 3'ü buldu. Yani Beşiktaş'ın öndeyken son 15 dakika kala oyuna hükmetmesi, hatta son 15 dakika Pepe ve Tosic'in çizgiye kadar çıkması, Caner'in de rahat rahat hücum yapmasını sağladı. Çünkü dönen topları artık rakip sahada Beşiktaş alıyordu. Maçın tamamına yakınını dar alanda oynaması, oynadığı büyük oyunu gösteriyor. Her babayiğidin harcı değil. Porto deplasmanına gideceksin, Vodafone'daki gibi ideal kadronla sanki bir Anadolu takımı karşısındaymış gibi oynayacaksın… Yoldan geçen birine sor; Atiba, Oğuzhan, Talisca, Quaresma, Cenk, Babel… İki bekin hücumcu; Adriano ve Caner… Onun için Şenol Hoca'yı kutlamak gerek. Beşiktaş çok tecrübeli bir takım oldu. Uluslararası maç oynamaya alışık oyuncular.

Devamını Oku