ÇOK OKUNAN YAZARLAR

Çarpışan iki testi

AK Parti ve MHP iki ayrı partidir .

Rahim Er
Rahim Er Türkiye Gazetesi
24 Ekim 2018 | 5.1 K
AK Parti ve MHP iki ayrı partidir. Dünya görüşleri birbirine yakın, hatta çok defa aynı olan ortak gönül ikliminden aldıkları güçle varlıklarını devam ettirmekteler.
İşaret ettiğimiz “dünya görüşü” uzun seneler boyu “milliyetçi-muhafazakâr” veya bundan daha az sıklıkla “milliyetçi-mukaddesatçı” diye ifade edildi. Bu iki partinin ülkenin istiklal ve istikbali tehlikeye düştüğünde inşa ettikleri Cumhur İttifakı, böyle bir maziye dayanmaktadır.
Adı geçen her iki siyasi kurumda devletin, milletin ve istikbalimizin temel meseleleriyle din, dil ve tarihe bakışlarında büyük ayrılıklar yoktur. Öyle ise bunlar dışındaki farklar tali ve indi bakışlardır.
MHP Genel Başkanı Sn. Devlet Bahçeli, Anayasa Referandumu, 3 Kasım 2019’da yapılacak seçimlerin 24 Haziran 2018’e alınması, Cumhurbaşkanlığı Sistemine geçilmesi gibi konularda oyun kurucu olarak tarihî hizmetler yapmıştır. 15 Temmuz Darbe Teşebbüsü’nden bu yana iktidarın şahsında devlet için yaptıkları unutulmayacaktır. En zor zamanlarında, partisi bölünme tehlikesi gösterirken bile düsturlarından asla taviz vermedi. Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan da dışarıdan da gayet net görüldüğü gibi Sn. Bahçeli’nin bu kardeşane ve vatanperver vasfını hep saygıyla değerlendirdi.
Bu yürüyüş, son birkaç aya kadar aynen devam etti. Son dönemde bazı görüş farklılıkları tezahür etti. Bunun ilki, adına galatı meşhur olarak “af” denen bir kısım cezalardan 5 yıllık indirim yapılmasına dair MHP imzalı kanun teklifi, emeklilikte yaş engeli ve en son olarak da öğrenci andıdır.
Ayrıca 31 Mart 2019 tarihinde gerçekleşecek olan mahalli idareler seçiminde Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ni tehlikeye atmamak için bizzat Devlet Bahçeli’nin teklif ve ısrarıyla milliyetçi-muhafazakâr tabanın bu iki partisi arasında hey’etler ve zaman zaman da liderler arasında müzakereler yapılıyordu.
Görüldüğü gibi bu iki parti arasında onlarca, yüzlerce iç ve dış mesele içinde af, emeklilik ve and olmak üzere sadece üç ihtilaf vardır. Emeklilik zayıf bir anlaşmazlık olarak seyretti. Af konusunda Tayyip Erdoğan, aslında İslam fıkhına dayalı çok haklı ihtirazi kayıtlarına rağmen devletin neleri affedebileceğine dair bahsi muhatabına verdiği kıymet sebebiyle daha ilk günden incelemeye aldırdı. AK Parti Genel Başkanı, MHP Genel Başkanının “af” teklifini hiçbir zaman ceffelkalem reddetmedi. Buna bahse dair yaptığı son konuşmada söylediklerinin MHP ve genel başkanına dair olmadığı aynı gün tavzihen dile getirildi. Buna rağmen bir alınganlık yaşandı. Hâlbuki Sn. Bahçeli, “uyuşturucu suçlarını da indirim dışında bırakacak ek teklifimizi yapıyoruz” diyebilirdi. Bunu yine diyebilir. Demeli de. Cezada indirim teklifi, geniş beklentiye yol açmıştır.
AK Parti ve MHP arasındaki şu üç ihtilafın en zoru öğrenci andıdır. Bu mevzu, bir oyunun parçası olarak gündeme getirilmiş intibaını vermekte. Sanki Yargı ve siyaset kullanılmakta. Duygular istismar edilmekte. Tuzağa karşı uyanık olmak gerekir. Bu tarafın bütün hedefi Cumhur İttifakına ihtimam olduğu gibi, Gezicilerin, bölücülerin ve 15 Temmuz’cuların hedefi de o ittifakı çökertmektir.
Anda dair seyir şöyledir:
MEB, 8 Ekim 2013’te bir yönetmelik değişikliğiyle and uygulamasına son verdi. 5 yıl böylece geçtikten sonra Türk Eğitim Sendikası, 2018/2329 E. No.su ile değişikliğin iptali ve icranın durdurulması için dava açtı. Davaya bakan 8. Daire, davacının davayla alakası olmaması sebebiyle davayı reddetti. Davacı, davayı Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’na götürdü. Bu kurul, mahkemeyi haklı bularak kararı tasdik etti. Bunun üzerine davacı tashihi karar/ kararın düzeltilmesi talebinde bulundu. Bu defa kararı tasdik eden kurul, “iptalin ilmî gerekçesi olmadığı” görüşüyle kararı bozdu.
Davalı idarenin yani Millî Eğitim Bakanlığı’nın da bu karara itiraz hakkı olduğundan dava henüz bitmemiştir. İdarenin tashihi karar talebi üzerine kurul, 8. Dairenin kararını tekrar tasdik edebilir.
Yangın çıkartan davanın 5 yıl donra açılması manidardır. Oysa bir anlamda zaman aşımı işlemiştir. Daireler Kurulunun kendini tekzip eder gibi karar değiştirmesinin izahı zordur.
Tam seçimlere giderken, memlekette ekonomik savaştan terörle mücadeleye, sınır ötesi harekâta kadar bu denli ağır olaylar yaşanırken tarihe intikal etmiş bir uygulamanın önce muhalif bir gazetede manşet olup ardından dava açılması istikrar ve huzurumuz adına yerinde olmamıştır.
And, 1933’te başlatılmış, 27 Mayıs 1960 darbesinde eklemeler yapılmış, 12 Mart 1971 Muhtırasında ibadeti andırır ilavelerle değişiklikler olmuş, 1997’de yeniden ilave ve çıkarmalara gidilmiştir.
And, yekpare değildir. 1982 Anayasası gibi yamalı bohçaya dönmüştü.
5 yıl önceki bir idari tasarrufu bugün ihtilaf konusu yaparak ittifakları zora sokmak yanlıştır. Cumhurbaşkanının dediği gibi İstiklal Marşı, pekâlâ kafidir.
Sn. Bahçeli, gruba hitabında mahalli ittifak arayışlarını bitirdi. Daha sonraki açıklamasındaysa İstanbul’da da aday göstereceklerini fakat Cumhur İttifakı’nın devam edeceğini söylemiş.
Çarpışan iki testinin her ikisi de ziyan görür. Biz bilhassa sözcülerin konuşmalarını kaygıyla takip ediyorduk. Korkulan oldu. Hâlbuki belediye seçimlerinde şöyle veya böyle yapılacak bir ittifak, her iki partinin de lehine olacaktı. Devlet Bahçeli, sözünden kolay rücu etmezdi. Bu defa aksi oldu. İstanbul’da MHP adayı göstereceklerini söylemiş. Bunun gerçekçi olmayacağı bizzat kendi beyanıdır.
Bundan böyle iktidarın yükü biraz daha ağırlaşmıştır. AK Parti için İstanbul hayat-memat meselesidir. Bu sebeple bu şartlarda Sn. Binali Yıldırım’ın İBB adayı gösterilmesi artık bir tercih değil zarurettir.
Son söz:
Öfkeyle kalkan, ziyanla oturur. Sn. Erdoğan ve Sn. Bahçeli buluşup kucaklaşarak helalleşip yanlıştan dönmeliler.
Devamını Oku
Diğer Yazıları
DAHA FAZLA SONUÇ GÖSTER