ÇOK OKUNAN YAZARLAR

Devlet aklının zaferi

Cemal Kaşıkçı Vak’ası, sadece bir muhalif kalemi vahşice ortadan kaldırma cinayeti değildir .

Rahim Er
Rahim Er Türkiye Gazetesi
19 Ekim 2018 | 6.4 K
Cemal Kaşıkçı Vak’ası, sadece bir muhalif kalemi vahşice ortadan kaldırma cinayeti değildir. Bu facianın tertiplenmesinin birçok sebebi bulunuyor. Onların başta gelenlerinden biri de Türkiye’nin itibarına suikast düzenlenmesidir. Adı geçen Suud teb’ası, öldürülmeseydi Hatice Cengiz adındaki Türk vatandaşı bir hanımla evlenecekti. Bunun için evlenmesine mâni bir hâl olmadığına dair bir evrak alıp bunu Türk makamlarına ibraz etmesi gerekiyordu.
Lazım gelen evrak, herhangi bir Suudi konsolosluğundan alınabilirdi. Cemal Kaşıkçı, Washington, DC’de yaşadığına göre buradaki Suudi sefaretine gider ve sefaret konsolosundan resmî yazıyı alarak Türk sefaretindeki konsolosluğumuza verebilir ve çiftin evliliğine dair resmî işlemler burada ikmal edilebilirdi.
Ancak; hadise böyle seyretmemiş ve Suudi tarafı, Cemal Kaşıkçı’yı İstanbul’a yönlendirerek “İşin, İstanbul’daki Başkonsolosluğumuzda yapılabilir” diye O’nu bir yalan girdabına itmişlerdir.
Belli ki bu cinayet çoktan kararlaştırılmıştır. Evlenme işlemleri cinayet peşinde olanlara ya mevcut senaryoda değişiklik yaptırmış veya yeni bir senaryo yazdırmıştır.
Düşman gördükleri muhalif gazetecinin bir Türk hanımla evlenecek olması onlara bir taşla iki kuş vurma heyecanı yaşatmıştır. Buna göre, hem O’nu bertaraf edip diğer muhaliflere ağır gözdağı verilecek ve hem de Türkiye’ye en önemli şehrinden adam kaldırabileceklerini, bu sebeple bölge ve Suudi Arabistan’la münasebetlerinde dikkatli olması gerektiğini tehditkâr bir mesaj olarak savuracaklardı.
Tabii bir çadır devletinde, İngiliz’in kurup Amerika’nın çekip çevirdiği bir petrol kuyularına dayalı bir devlette böyle düşünülürdü. Bunlara Türkçemizde “sen herkesi kör, âlemi sersem mi sanırdın?” diye okkalı bir soru tevcih edilir.
Bu planın başındaki bin Halid, mücessem bir kibir heykeli olduğundan Türkiye’yi de 3 günlük bir devlet sanıyor. Arabistan’ın da huzur ve adalet içinde 4 yüz küsur yıl Osmanlı Türk Devletinin idaresinde yaşadığını bilmez yahut bilmek istemez. Dahası, Suud devletinin kuruluşunu 1932 değil de Vehhabi isyanlarının başlangıcına götürmek gibi bir şaşkınlığa da sürüklenir. Orada bir devlet geleneği ve Osmanlı’nın “hikmet-i hükûmet” dediği “devlet aklı” gelişmemiştir. Bu yüzden, toy bir Veliahd, arka arkaya yaptığı çılgınlıklara son olarak 2 Ekim 2018’deki diplomatik haydutluğu ekleyerek arabayı şiddetle duvara bindirdi.
Cemal Kaşıkçı suikastında, itibar kaybeden Türkiye Cumhuriyeti değil, Suudi Krallığı olmuştur. Bomba, ellerinde patladı, silah ters tepti. Bugün Suudi idaresinin insan yüzüne bakacak, insan içine çıkacak hâli kalmamıştır. İstanbul’daki başkonsolosları Türkiye’den kaçtı. Şimdi Veliahd’ı paklamak için suçu suikast timinde yer almış olan istihbarat albayı ve Veliahd’ın sırdaşlarından Maher Abdulaziz Mutreb’e yıkmaya çalışmaktalar. Diğer taraftan suikast timinde konuşma ihtimali olanları da kaza süsüyle ortadan kaldırıyorlar. Bu olay, Suudi diyarında Arap Baharı’na dönüşebilir.
Aklıevvel Veliahd’la şürekasını zora sokan, kirli oyunu bozan bu neticenin doğmasında Türkiye’deki devlet aklının varlığı ve işlemesi büyük rol oynamıştır. Ankara, cinayeti itidal ve soğukkanlılıkla karşılayıp milim milim adım attı. Bugün, Türk polisi, başkonsolosluktan çıkan siyah minibüsün izini ve aldığı yolu bulmuştur. Minibüs, önce Belgrad Ormanlarına sonra da Yalova’da bir çiftliğe gitmiş. İstanbul gibi devasa bir şehirde milyonlarca kayıt içinden bir arabayı bulup vardığı yeri tesbit etmek, yüksek bir başarıdır.
Bundan sonrası çorap söküğü gibi gelir.
Suudileri artık Trump bile kurtaramaz.
Kraliçe de kurtaramaz.
Veballerinde boğulurlar.
“Haşa kuluna zulmetmez Hudası/Herkesin çektiği kendi cezası.” Bir asra yakın zamandır, Sevgili Peygamberimizin -aleyhi’s salatu ves’selam- misafiri Hacılarla Umre ziyaretçilerine yaptıkları aşağılayıcı muamelelerle bizzat Kâinatın Efendisini inciten bu Vehhabiler, bir gün tabii ki ettiklerini bulacaklardı. Onu tahmin ediyorduk. Ama; defterlerinin Hilafet merkezinde dürüleceğini düşünememiştik.
Neden olmasın ki?
Şımarık Veliahd’ın bir senaryosu varsa Allahü tealanın da hesaplar üstü hesabı vardır.
Devamını Oku
Diğer Yazıları
DAHA FAZLA SONUÇ GÖSTER