ÇOK OKUNAN YAZARLAR

Suçüstü psikolojisi

Suudi vatandaşı ve The Washington Post gazetesi yazarı Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın Levent’teki Başkonsolosluğuna girip de kaybolma vak’asının bugün Suudi yönetimindeki yansıması, tam bir suçüstü yakalanma psikolojisidir .

Rahim Er
Rahim Er Türkiye Gazetesi
16 Ekim 2018 | 6.6 K
Suudi vatandaşı ve The Washington Post gazetesi yazarı Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın Levent’teki Başkonsolosluğuna girip de kaybolma vak’asının bugün Suudi yönetimindeki yansıması, tam bir suçüstü yakalanma psikolojisidir.
Kral Halid bin Abdülaziz’in vaziyeti bunu göstermektedir. Panik, şaşkınlık ve bizarlık. Kral, iki arada bir derede kalmış intibaı vermekte. Oğlu Veliahd Muhammed bin Halid’in yaptıklarını telafi etmeye çalışmaktan yılgınlığa düşmüş görünüyor.
Batılı dostları, Prens’i ustalıklı telkinlerle havalandırdılar. 1985 doğumlu olan bu genç, Veliahd olmaktan başka Kral Muavini, Başbakan Yardımcısı, Savunma Bakanı, İçişleri Bakanı, Ekonomik İşler ve Kalkınma Konseyi Başkanı ve Kraliyet Mahkemesi Reisidir. Bu unvan yetki ve makamlar ve yapılan telkinlerle tam bir kibir abidesi hâline gelmiş. Sözümona reformcu oldu. Ancak orada kalmadı. Lübnan Başbakanı Saad Hariri’yi ülkesine davet ettikten sonra rehin tutarak istifaya mecbur bıraktı. “Bizim Filistin diye bir meselemiz yok! İsrail’le anlaşın!” diye Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı azarladı. Varlıklarından rahatsız olduğu birkaç düzine prensi, Riyad’da günlerce bir otele kapattıktan sonra taahhüdler alarak canlarını bağışladı.
“Sen aslansın, sen kaplansın, eşin-benzerin yok, kurtardın kurtardın, kurtarmadıysan bu devlet batacak!” denli laflara kanmış Veliahd doludizgin gitmekte. Kaşıkçı Vak’ası, son hüneridir.
Cemal Kaşıkçı, bir muhalif yazardı. Amerika’nın başşehrinde yayın yapan bir gazeteden rejim, Kral ve Veliahdın icraatlarını tenkit ediyordu. Muhammed bin Halid’e göre susturulması lazımdı. Kayıp gazeteci takipteydi. Uygun zaman ve zemin kollanıyordu. Nihayet 2 Ekim 2018 Salı günü beklenen fırsat doğdu. Düşmanları, saat 13.14’te konsolosluktan içeri girdi. Suudilerin daha evvel oraya yakın dövüş adamları, komandolar ve cinayetten sonra izleri silmek için adli tıp başkanını yolladığını bilmiyordu. Bildiği bir şey varsa takip edildiğiydi. Muhakkak tehditler de alıyordu. Bundan dolayı konsolosluğa girerken dışarıda kalan nişanlısı Hatice Cengiz’e başına bir hâl gelirse kimleri arayacağını söylemişti.
Nişanlı hanımın 16.46’da Yasin Aktay’a telefon açıp olayı ihbar etmesiyle Suud iktidarının oyunu bozuldu.
Eski bir istihbaratçı olan Cemal Kaşıkçı, nişanlısına o tembihi yaptığı gibi kuvvetle muhtemeldir ki Yasin Aktay ve Turan Kışlakçı’ya da “başıma bir hâl gelirse nişanlım sizi arayacak” demiştir.
Vak’anın meydana gelmesi, bugün iki haftayı geçmiştir. Bu kadar uzun zaman içinde henüz hiçbir ize rastlanamadı, muamma devam ediyor. Kamuoyundaki kanaat, iki uçakla gelen Suudi ajanların muhalif gazeteciyi öldürüp parçalara ayırarak götürdükleri yönündedir. Diğer ortak kanaat de Veliahd Prens ekibinden başka BAE ve Mısır yönetiminin de hadisenin bir yerinde olduğudur.
Suudi idaresi, önce Türk görevlilerin konsoloslukta arama yapabileceklerini söylediler;  sonra bundan vazgeçerek ayak sürümeye başladılar. Aradan geçen zaman içinde konsolosluğa birçok Suudi ve araç-gereç girip çıktı. Böylece iz ve delil olarak ne varsa ortadan kalkmış olmalı.
Suudi taraf bundan sonra Türkiye’ye ortak çalışma teklif etti. Türkiye’nin kabul etmesiyle de Kral, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arayıp teşekkür etti ve kimsenin “Türk-Suud kardeşliğini bozamayacağını” söyledi ve ertesi gün olan dün de konsolosluğa giriş izni verildi.
Bu arada Avrupa devletleri ve ABD Başkanı Trump’dan da Suudlara sürekli baskı geldi. Donald Trump, orada kalmayıp Hatice Cengiz’i de Beyazsaray’a çağırdı. Trump’ın ilk andan itibaren olayla yakından ilgilenmesi dikkat çekicidir. Hâlbuki bu olay, bir Amerika şehrinde cereyan etmemiştir. Kayıp insan, Amerikan vatandaşı değildir. Nihayet ülkesinde çıkan bir gazetede yazmaktaydı. Gerek Amerikalılar ve gerekse Avrupalılar için olan olmuştur. Bu saatten sonra yapılacak olan suçüstü yakaladıkları Veliahd Arabistanı’nı köşeye sıkıştırıp “anlaşma” ve “alışveriş” adı altında büyük menfaatler koparmaktır.
Yoksa Filistin’de, Akdeniz’de, Suriye’de, Afrika’da, Arakan’da, Endonezya’da bu kadar insan ölürken onlara aldırmayıp da Cemal Kaşıkçı’nın derdine niye yansınlar?
Hele, Cemal Kaşıkçı’nın nişanlısının Beyazsaray’a davet edilmesi, ne ile izah edilir? Terörle mücadelede neredeyse her gün bir nişanlı veya yeni evli askerimiz şehid olmakta. Davet orada kalsın, buna ihtiyaç da yok. Sn. Trump, o nişanlı kızlarımızı, o taze gelin evladlarımızı bir güne bir gün aradı mı? PKK-PYD/YPG’ye silah taşıyan tırlar durdu mu?
Kaşıkçı Vak’ası, Trump’ın Kral’a “desteğimiz olmasa on beş gün tahtta kalamazsın!” demesinden iki hafta sonra oldu. Bu tuhaf tesadüf yaşanıp da ABD sanki birinci derecede tarafmış gibi Trump, Suudi Arabistan’a yüklenince Veliahd Prens, şöyle bir diklenmişti. O diklenince Kral, ılıman iklim temini için kendilerine anlayış gösteren müttefiklerine teşekkür etti.
Kralın Sn. Trump ve diğerlerine dedikleri rüşveti kelamdır. Sn. Erdoğan’a teşekkürü de rüşveti kelamdır. Çünkü cinayet planı bozulmuş, suçüstü yapılmıştır. Bu yüzden “Ortak Çalışma Grubu”nun bir fayda temin etmesi şüphelidir? Vak’a mahallinde delil bulma ihtimali neredeyse kalmamıştır. Bu yüzden Türk tarafı sakın ola ki “suç deliline tesadüf edilmemiştir” diyen bir zapta imza atmamalı.
Bu vak’a, Türkiye’nin itibarına karşı yapılmışken Trump ve Avrupa liderleri, rol kapma peşindeler. Psikolojisi bozulmuş Riyad’ı sıkıştırıp külliyetli miktarda menfaat koparma peşindeler.
Ankara, zora düşünce kardeş olduğumuzu hatırlayan Suud yönetimini, masaya oturtarak bu başıboş keyfîlikten, bu havadan çıkmaları için nasihat etmeli ve niyet ve kardeşlik sorgusu yapmalıdır.
Devamını Oku
Diğer Yazıları
DAHA FAZLA SONUÇ GÖSTER