27 Mayıs; darbeler ve fitneler kuluçkası!

14 Mayıs 1950’de iktidara gelen DP-Demokrat Parti, 27 Mayıs 1960’ta darbeyle devrildi. DP’nin iktidar olmasıyla, 1923’ten beri fasılasız işbaşında bulunan CHP, muhalefete düşmüştü. O tarihten sonra da kısa süreli birkaç koalisyon hükûmeti hariç millet, bu partinin bir daha tek başına iktidar olmasına izin vermedi...

İktidara geldiği tarihten, devrildiği tarihe kadarki 10 yıllık DP döneminde Başvekil, Adnan Menderes, Reis-i Cumhur da Celal Bayar’dı. Bayar, Atatürk ve İnönü gibi partili Cumhurbaşkanıydı.
Bugünlere şöyle gelinmişti:
CHP’li vekiller Celal Bayar, Fuat Köprülü, Adnan Menderes ve Refik Koraltan, 7 Haziran 1945 günü dörtlü imzayla bir takrir verdiler. Bu önergeleri, parti meclis grubunda kabul edilmeyince partilerinden istifayla 7 Ocak 1946’da DP’yi kurdular. DP, 21 Temmuz 1946’da yapılan genel seçimlere iştirak ettiyse de kazanamadı. Açık oy, gizli tasnif hilesi yaşandığı gibi bütün illerde teşkilatlanmasını da tamamlayamamıştı. “Yeter söz, milletindir!” narasıyla meydan okuyarak girdiği 14 Mayıs 1950 seçimindeyse 27 yıldır iktidarda olan CHP’yi seçmenin teveccüh, dua ve desteğiyle hezimete uğrattı.
Çetin yıllardan çıkıp gelinmişti. Daha yakın zamanlarda İstiklal Harbi, I. Cihan Harbi, Balkan Harbi, Trablusgarp Harpleri vardı. Rejim değişikliğinden sonra bazısı kanlı, bazısı radikal reformlar yapılmış, şiddetli sosyal çalkantılar olmuştu. 1929’da ise dünya, bir iktisadi buhrana sürüklenmişti. Büyük bir imparatorluk kurmuş nesillerin torunları, daralmış, küçülmüş, kendi içine kapanmış bir toprak parçasında hayat-memat mücadelesindeydiler. Üstüne üstlük dayatmalar da nefes aldırtmıyordu. Kalkınma, muasır medeniyet seviyesine ulaşma, dünle ve dinle her türlü irtibatını kesmiş, kalıbı ve kalbiyle tamamen garplılaşmış bir milletle olacağına inanılmıştı. Bu sancılı yılları ekmeğin karneyle satıldığı, kefen bezinin bulunamadığı II. Cihan Harbi felaketi takip etti.
Bu iç ve dış manzara, emsali görülmedik denli bir yokluk ve yoksulluk getirmişti. Toplum, çok büyük nisbette köylüydü ve bu köylü efendi vs. değildi. Nihayetinde vatandaş, takdir edildiği kadar insandı. Devlet, fiilen parti devletiydi. Ordu,  Tek Parti zihniyetinin güdümündeydi.
YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ZİRVE DİPLOMASİSİ 17 Eylül 2019 | 14 Okunma ŞAHLANIŞ 16 Eylül 2019 | 122 Okunma DARBELER TARİHİ 13 Eylül 2019 | 117 Okunma KİM KİMİ GÖREVDEN ALDI? 12 Eylül 2019 | 188 Okunma DİYARBAKIRLI KAHRAMAN ANALARA DESTEK!.. 11 Eylül 2019 | 31 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar