Şeriat düşmanlarına ölüm

Cumhuriyet yazarı Özdemir İnce bu hafta 'Şeriat düşmanlarına ölüm' başlıklı yazısını kaleme aldı.

2 Şubat 2024 tarihli gazetelerden aktarıyorum: [Diyanet Akademisi Başkanlığı 1. Dönem Aday Din Görevlileri Mezuniyet Merasimi’nde konuşan Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, adliye koridorlarında şeriat sloganları atan ve mitinglerde hilafet bayrağı açan gruplara sahip çıktı. 

“Farklı maskeler altında şeriat düşmanlığı var. İslamın hayata dair kurallarının bütününü temsil eden şeriata düşmanlık esasında dinin bizatihi kendisine husumettir. İnanıp inanmamak, yaşayıp yaşamamak elbette bir tercih meselesidir. Ama dinin emirlerine dil uzatmak başka bir konudur.” 

“Bu ülkenin hukuku korumakla görevli kimi baroları çıkıyor, kelimei tevhitle ilgili suç duyurusunda bulunabiliyor. Milyonlarca vatandaşımı gerici diyerek tahkir edebiliyor.”] 

Çok ve çoook güzel ama bir de anayasanın Din ve Vicdan Hürriyeti başlıklı 24. maddesini okuyalım: “Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. 14. madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dini ayin ve törenler serbesttir.” 

MADDE 14: “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.” 

Devam edelim: R.T. Erdoğan tarafından suçlanan Türkiye Barolar Birliği 3 Ocak 2024 tarihli ve “Hilafet ve şeriat çağrıları anayasal düzene ve Cumhuriyete başkaldırıdır” başlıklı bildirisinde ne demiş okuyalım: 

“Cumhuriyetimizin yeni yüzyılının ilk günlerinde üst üste yaşanan gelişmeler, Cumhuriyetin kurucu değerleri ile anayasanın başlangıç ilkelerinin ve hükümlerinin altının bir kez daha çizilmesini zorunlu kılmaktadır. 

Filistin halkıyla dayanışmak ve soykırıma varan saldırılara tepki göstermek için yapılan bir mitingde bir kesimin açık hilafet ve şeriat çağrısı yapmasının ifade özgürlüğü kapsamında görmezden gelinmesi kabul edilemez. Zira anayasanın 14/1 maddesi uyarınca anayasada yer alan hak ve özgürlüklerden hiçbiri insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.” 

Laik Cumhuriyetçileri cehaletle, İslama ve şeriatına saygısızlıkla suçlayan ve anayasamızı yok sayan R.T. Erdoğan’ın bu suçlaması onun Cumhuriyet Devrimlerine karşı olduğunun kanıtı olmalı: 8 Nisan 1924 tarihli ve 469 sayılı Mehakimi Şeriyenin İlgasına ve Mehakimin [Mahkemelerin] Teşkilatına Ait Ahkâmı Muaddil Kanun’la, şeriye mahkemelerini kaldırmış ve çağdaş mahkemeler teşkilatı kurulmuştur. 

Dikkat! 8 Nisan 1924 tarihli ve 469 sayılı yasa ile şeriat mahkemeleri kaldırılınca şeriatın da hükmü kalmamıştır. 8 Nisan 2024 günü, R.T. Erdoğan cumhurbaşkanı sıfatıyla bu kutlu ve mutlu günü Cumhuriyetimizin yargı alanında gerçekleştirdiği en önemli devrimlerden biri olarak, makamı gereği kutlamak zorundadır. 

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
137. Mezmur'u hatırlamak 20 Şubat 2024 | 219 Okunma Anayasa Mahkemesi başkanının konuşması (3) 18 Şubat 2024 | 83 Okunma Anayasa Mahkemesi başkanının konuşması (2) 16 Şubat 2024 | 173 Okunma Anayasa Mahkemesi başkanının konuşması (1) 13 Şubat 2024 | 206 Okunma Ruhsatsız Saray’dan ruhsatsız anayasa 11 Şubat 2024 | 147 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar