Osman Arolat
Osman Arolat Dünya

Kırmızı et pahalı derken bakmamız gerekenler...

14 Eylül 2017 | 67

Ulusal Kırmızı Et Konseyi Başkanı Ahmet Hacıince ile sohbet ederken, “Kırmızı et pahalı derken bakmamız gerekenlerin neler olduğuna” değindik. Hacıince döviz girdisini ağırlıklı olduğu yapıya dayalı kapalı sistemdeki hayvancılıkta, mera ıslahından başlayarak yapılması gereken birçok şey olduğunu açıkladı.

Kapalı sistem hayvancılığın dolara bağlı olduğunu “Hayvan ithal ediliyor, yem hammaddesi ithal, enerji ithal, her şey dolara bağlanmış, böyle bir kapalı sistemde et fiyatlarının düşmesi konusunda sonuç almak zor görülüyor. Yıllık 500 bin adet kendi yetiştirdiğimiz dışında dana açığımız var. İyi bir mera politikası uygulayarak orta vadede yarısını, uzun vadede tamamını karşılayabiliriz. Kırmızı et pahalı derken besiciye, üreticiye yüklenmek doğru değil” diye konuştu.

Hacıince, mera sorununa değinirken, “Bizde mera yok deniliyor. Oysa, sorunun çözümü için meraların hayvancılığa açılması ve ıslah edilmesi gerekir. Coğrafyaya uygun yem bitkisi ve yaylım otlarıyla meraların doğal haliyle ıslahı ve geliştirilmesi şart. Meralar ıslah eksikliği ile yok ediliyor. Oysa hayvan aldığımız ülkelerde iklim şartlarına uygun ot yetiştirilerek hayvancılık yapılıyor. Bizde meranın geliştirilmesine katkıda bulunmayan yöre halkı, hayvancılıkta yapmıyor, kiraya da vermiyor. 'Ya hayvancılık yap ya da özel sektörde hayvancılık yapanlara kirala' diyerek koşul getirilmeli”görüşünü dile getiriyor.

Hacıince, "Cumhuriyetin kurulduğu dönemde halkın yüzde 75’i köylerdeydi, 2000’de yüzde 35’lere inmişti, şehre göç sürüyor, köy nüfusu her yıl azalıyor, onların üretiminin her geçen gün daha büyük bir nüfusu doyurması bekleniyor, Yıllara dayalı ciddi bir envantere ihtiyacımız var" diyor. Köylü gençlerin zihni modelinin değiştiğini öne süren Hacıince, “Köylü gençler ne tarlada çalışmak ne de hayvancılık yapmak istiyor. Çocuk, babasının çiftcilikle, hayvancılıkla kazandığı parayla okuduktan sonra, köye dönüp ailesinin işlerini geliştirmeyi istemiyor. Çiftçilik ve hayvancılık zor geliyor. Şehre göçüp bir AVM’de veya bir iş yerinde güvenlikçi olmayı tercih ediyor. Tembel işi istiyor. Üretimden uzak kalıyor”değerlendirmesini yapıyor.

Haçıince, devletin hayvancılık konusunda iyi teşvik düzenlemeleri olduğunu, “Ancak bunlardan kurumsal yapılar yararlanabildiğini, aile hayvancılığına etkisinin çok az olduğunu”belirtiyor, “teşviklerin ot, yem, hayvan kalitesiyle ilgili gelişmelere dönük olması, yeme ve hayvan geliştirmeye dayalı teşvik sisteminin de sistem içerisinde yer alması gerektiğinin” altını çiziyor.

Hacıince’nin anlattıkları, kamunun iyileştirme yapmak istediği sektörlerde üretim yapan eli taşın altında olanlarla, diyalog kurarak, onlardan derledikleri bilgi altyapısına uygun teşvik sistemleri geliştirmelerinin önemini gösteriyor.

Devamını Oku