Savaş yok ama 20 milyon ölü var

Cumhuriyet yazarı Orhan Bursalı bu hafta 'Savaş yok ama 20 milyon ölü var' başlıklı yazısını kaleme aldı.

“Ya bizimlesin ya da bize karşı”: ABD’nin İkinci Dünya Savaşı sonrası kurduğu düzenin uygulamasının ve politikasının özü. Sovyetler Birliği atom bombası stoklarıyla, yıkıcı güç olma açısından ABD’nin tekelini dengeleyince, dünya üçüncü dünya savaşını neredeyse imkânsız kılan bir “dehşet dengesi” içine girdi.

Ama ABD’nin dünyadaki savaşları, karıştırıcılığı, müdahaleleri, Avrupalıların sömürgelerinden vazgeçmemek için Afrika ve üçüncü dünya ülkelerindeki savaşları sonucu “1945-1990 arasında tüm dünyayı kasıp kavuran savaşlarda 20 milyon insan” öldü. Bu dönem bağımsız üçüncü dünya ülkelerinin ortaya çıkışıydı.

Hindistan’ın genç başbakanı Nehru, “Dış ilişkiler bir kere elinizden çıkıp başkasının kontrolüne girince o zaman hiçbir şekilde bağımsız değilsiniz” diyecekti.

İlk bağımsızlık savaşıyla dünyaya örnek olan Türkiye ise 1945’lerden sonra ABD’nin savaş politikasının aracı olacak, bağımsızlığını epey yitirecek, üçüncü dünya ülkelerinin yükselişine acı acı bakacak, Cezayir özgürlüğünde bile Fransız emperyalistlerinin safında yer alacaktı.

ÇİN İLE ABD KARŞI KARŞIYA

Bugün Çin ile ABD arasındaki Tayvan krizi yeni değil. 1958’deki krizde Tayvan’ı Kıta Çin’ine katmak için harekete geçen Çin, ABD’nin atom bombası tehdidiyle karşı karşıya kalmıştı.

O yıl ABD Lübnan’ı işgal etmiş, Endonezya’da darbe yapmıştı. Mao Tayvan konusunda “Amerikan emperyalistlerini sıkıştırmayı ve Ortadoğu’daki ulusal kurtuluş hareketlerini eylemle destekleme” amacını dile getiriyordu.

Bugün de ABD askeri gücü Ortadoğu’da siyasi amaçlarını gerçekleştirmek için tüm haşmetiyle duruyor.

Çin Tayvan’ı hep anavatanın bir parçası olarak gördü.

Yine iki ülke Tayvan’da karşı karşıya.

Ama ABD’nin karşısında, bu kez ABD’nin karşısında, bilimde, teknolojide, askeri-sanayi komplekste ve şüphesiz mali olarak çok güçlü en büyük rakibi Çin duruyor.

ABD POZİSYONLARINI KORUYAMIYOR

İngiliz ve Avrupalı müttefikleriyle birlikte, İkinci Dünya Savaşı’nın en büyük rakibi Rusya’yı, 2000’li yıllardan beri adım adım askeri bakımdan kuşatma ve kendi sınırlarına hapsederek çökertme politikasına Putin’in Ukrayna’yı işgali ile verdiği güçlü yanıt karşısında ABD ve Batı’nın trilyonlara varan askeri ve mali desteği çaresiz kaldı, dahası Avrupa ve ABD’yi mali bakımdan zora soktu.

Şüphesiz işgal desteklenecek bir durum veya politika değil.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Çığrından çıkan siyasetin tutar yerini arayış... 20 Şubat 2024 | 125 Okunma Milletin köle ruhlu olduğuna mı inanıyorlar? 19 Şubat 2024 | 176 Okunma Bir büyük bela bir büyük yarara dönüşmeli 18 Şubat 2024 | 145 Okunma Anagold’a kayıpları için beş yıllık vergi muafiyeti 15 Şubat 2024 | 334 Okunma Anayasa cinayeti ve seyredenleri bağlayan totalitarizm 01 Şubat 2024 | 139 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar