Cavid Bey’in idamı

Şiar Yalçın’ın yıllardır sakladığım mektubu önümde duruyor. Tarihsel bir belge özelliği taşıdığına inandığım bu mektubu sizlerle de paylaşmaya karar verdim. Kamuoyu, Şiar...

Şiar Yalçın’ın yıllardır sakladığım mektubu önümde duruyor. Tarihsel bir belge özelliği taşıdığına inandığım bu mektubu sizlerle de paylaşmaya karar verdim. Kamuoyu, Şiar Yalçın’ın babası Cavid Bey’e ilişkin duygularından belki de ilk kez bu mektupla haberdar olacak. İttihat Terakki döneminin ünlü maliye nazırı Cavid Bey, Ankara’da, hukuk dışı bir yargılamayla 26 Ağustos 1926 tarihinde idam edilmişti.

Cavid Bey’e yönelik iddia ağırdı: Atatürk’e karşı girişilen İzmir suikastinde tertipçiler arasında yer aldığı öne sürüldü. Ancak bu iddia için hiçbir kanıt öne sürülemeyince İzmir Suikastı davasından ayırarak yargılamak amacıyla Ankara’ya getirdiler. Yargılama orada yapıldı. İdam kararı orada verildi. Şiar Yalçın’ı, 17 Ekim 2010 tarihinde yitirdik. Şiar Yalçın babasını kaybettiğinde bebekti.

Yazar Hüseyin Cahit Yalçın onu evlat edindi. Haksız yere idam edilen bir babanın, bir aydının oğlu olarak yaşamını sürdürdü. Bugün 26 Ağustos. Cavid Bey’in Ankara’da (şimdi müze haline getirilmiş olan) Ulucanlar Cezaevi’nde kararın hemen ardından idam edilişinin 94. yıldönümü. Onun haksız yargılanmasıyla ilgili yıllar önce birkaç yazı yazmış ve bu konudaki suskunluğu tartışmaya açmıştım.

Bu yazılarımın birinin ardından, Şiar Bey duygularını paylaşmak için bir mektup göndermişti. Türkiye’nin yakın tarihindeki fazlasıyla tartışmaya açık bir konuda, benimle duygularını paylaşmıştı. Sözleri, babasını kaybetmenin acısını içine gömmüş bir aydının ruh halini yansıtıyordu. Şiar Yalçın’ın babasından söz ettiği mektubun tarihi 26 Ağustos 2002.

“Sayın Oral Çalışlar, Babam hakkındaki yazınızı okudum ve çok duygulandım.

Her 26 Ağustos günü içimi bir sevinç ve bir hüzün bir arada kaplar. Büyük zafere, bağımsızlığa ve Cumhuriyet’e doğru en kesin adım ve “şayak kalpaklı adam”ın büyük hamlesi adına sevinç, masum bir adamın asılması adına hüzün. Babamın bu haince suikastte en ufak bir dahli olduğunu bilseydim onu babalıktan reddeder ve bir daha adını anmazdım. Ama yoktu. Bunu Hüseyin Cahit de söylüyor ve yıllar sonra Gazi Mustafa Kemal ve hakimler de kabul etti.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İYİ Parti merkeze mi yerleşiyor? 23 Ekim 2020 | 410 Okunma Salgın pik yaparken... Sorular... Sorular... 21 Ekim 2020 | 186 Okunma Hrant Dink’in kızı Delal... 20 Ekim 2020 | 188 Okunma Bahçeli’nin “Devlet”i 16 Ekim 2020 | 403 Okunma Kıbrıslı Türk kimliği 14 Ekim 2020 | 115 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar 1 yorum