Sanat ve tarih şuuru

Önceki yazımızı “Divriği Ulucamisi ve Darüşşifası neden sanatla veya sanatlı olarak inşa edilmiştir?” sorusuyla bitirmiştik.Bu sorunun cevabını önce, bu yapıları bina eden Mengücek Beyi...

Önceki yazımızı “Divriği Ulucamisi ve Darüşşifası neden sanatla veya sanatlı olarak inşa edilmiştir?” sorusuyla bitirmiştik.

Bu sorunun cevabını önce, bu yapıları bina eden Mengücek Beyi Ahmet Şah ile Turan Melek Hatun’un inancında aramamız gerekir.

Zira, bir müminin Rabbine güzel olanın da en güzelini sunması esastır. Çünkü O güzeldir ve O’nun şanına yakışan da ancak güzel olandır. Zaten, “Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder.” Güzelin sunumunun doğuracağı sonucun, onun cinsinden olan hayır, iyilik ve ödüle bitişmesi ise mukadderdir: “İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır.” (Tevbe, 9:18)

Mezkur sorunun cevabını arayacağımız ikinci yer ise, tarihle sanat arasındaki ilişki olsa gerektir. “Tarih” der Martin Heidegger, “bir halkın kendi verilmişliğine yönelme olarak, vazgeçtiklerine yönelmedir.” (Sanat Eserinin Kökeni, çev.:Fatih Tepebaşlı, De Ki yayınevi, Ankara 2007, s. 73).

Bu manada, Divriği Ulucamisi ve Darüşşifası, bundan önceki iki yazımızda zikrettiğimiz olumsuz şartlarda, mümince bir düşüncenin, sahih bir iradenin ve güçlü bir cehdin tezhürü olarak “oradadır”, ancak bu oradalık onun bu hususları da ihtiva eden yanlarıyla birlikte görülebilmesiyle süreklilik kazanır. İnsan ise unutkandır ve giderek zikredilen mahiyetteki bir görmeden uzaklaşır; onu söz konusu mahiyetiyle birlikte tekrar görebilmesi, unutkanlığına galip gelerek, bu nedenle vazgeçtiklerine yönelmesiyle mümkün olur. Bu durum, en kısa söyleyişle tarih şuuru dediğimiz şeydir ki, eser, bu şuura dolaysız olarak ulaşmayı sağlar. Heidegger’in esere yüklediği nitelik ve işlev de bunu teyit eder: “Eser, kendi içinde yükselerek bir dünya açar ve bunu da kalıcı kılar. Eser varlığı demek bir dünya kurmak demektir.” (A.g.e., 39)

Tarih ve eser tanımında Heidegger’e başvurduğumuza göre, sanat konusunda da onu izlememiz, esas aldığımız yaklaşımın bütünlüğü açısından daha yararlı olacaktır:

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Söylemeden söylemek 15 Aralık 2019 | 27 Okunma Faşist Batı edebiyat pazarında faşizm satar 13 Aralık 2019 | 24 Okunma Kimin tarafındayız? 10 Aralık 2019 | 46 Okunma Saîdüddîn el-Fergânî’den bize kalanlar 08 Aralık 2019 | 63 Okunma İbnü’l-Fârız’dan Saîdüddînel-Fergânî’ye kalanlar 06 Aralık 2019 | 49 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar