Divriği’de sanat sever bir sultan: Turan Hatun

Doğumlara ve ölümlere hiç aldırış etmeksizin var olan yeryüzüne sanatla tutunma gayreti, normal şartlarda sanatçının geleceğe kalma inat ve ısrarıyla birlikte düşünüldüğünde...

Doğumlara ve ölümlere hiç aldırış etmeksizin var olan yeryüzüne sanatla tutunma gayreti, normal şartlarda sanatçının geleceğe kalma inat ve ısrarıyla birlikte düşünüldüğünde fıtrî bir mesele olarak makulleştirilebilir.

Sanatla tutunmayı, fertten millete tahvil ederek millî bir yer tutma ile birlikte düşündüğümüzde ise meselenin boyutu değişiverir.

Bunun en tipik örneklerinden biri kendimiziz.

Gayri müslim iken kuraklık, kıtlık, yosulluk... nedeniyle Orta Asya bozkırlarından kopup, itikadî ve amelî manada henüz mezhep tercihleri bile netleşmemiş (deyim yerindeyse çoğunluğu henüz heterodoks) Müslümanlar olarak Anadolu bozkırlarında (Rum diyarında) konaklamışız.

Konaklamışız diyorum çünkü, arkamızda her şeyi talan ederek gelen Moğollar’la, önümüzde bir duvar gibi duran Bizans devleti var. Bize Rum diyarının kapılarını açan Büyük Selçuklu yıkılmış, ondan doğan Anadolu Selçukluları’nın durumu ise hiç iç açıcı değil. Hasılı, iki büyük örgütlü güç arasında, boy reislerimizin kendilerini bey ilan ederek teselli oldukları ortamda yapayalnız, yırtık çarık, yalın kılıç kala kalmışsız.

İlk bakışta görünen budur ama iş bundan ibaret değildir.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Endülüs’e doğru... 28 Nisan 2019 | 65 Okunma “Saz ve Söz Meclisi” 26 Nisan 2019 | 27 Okunma Cennetteki cinayet kimin işidir? 23 Nisan 2019 | 86 Okunma Göz, görme ve görü 21 Nisan 2019 | 38 Okunma Zeminsizlik sorunu üzerine 19 Nisan 2019 | 27 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar