ÇOK OKUNAN YAZARLAR

Ahlak ve sanat

Ahlak ve sanat ilişkisini, “geleneksel devirlerde bunlar arasında bir ayrım yoktu ama ne yapalım ki modernizm bilimi, ahlakı ve sanatı ayrıştırdı; şimdi bizim bu ayrışmaya uygun davranmamız ve ilgili sorunları söz konusu ayrışmaya göre çözmemiz gerekir” demek, sağcılık zihniyetine teslim olmaktır .

Ömer Lekesiz
Ömer Lekesiz Yeni Şafak Gazetesi
17 Haziran 2018 | 95

Ahlak ve sanat ilişkisini, “geleneksel devirlerde bunlar arasında bir ayrım yoktu ama ne yapalım ki modernizm bilimi, ahlakı ve sanatı ayrıştırdı; şimdi bizim bu ayrışmaya uygun davranmamız ve ilgili sorunları söz konusu ayrışmaya göre çözmemiz gerekir” demek, sağcılık zihniyetine teslim olmaktır.

Öte yandan, “Batı’da sanat din katına yükseltilerek özerkleştirildiği, buna uygun sanatsal zevkin hepimizi kuşattığı şu devirde, artık biz de ‘Din’i ve Allah’ı işe karıştırmayalım, sanatın hakkını vermeye çalışalım” demek de son tahlilde gizli bir laikçiliği benimsemektir.

Bu iki görüşü, durum belirleme anlamında zikrettim; bunlardan birine ya da her ikisine birden taraf olmanın ya da olmamanın hükmünü ise ayrıdır.

Daha doğrusu, bir Müslüman’ın bunlardan yola çıkarak ahlak ve sanat konusunu ele almasının doğru olmadığını düşünüyorum. Böylesi bir tutum, olsa olsa sentezci yaklaşıma yılışmanın bir resmi olabilir.

Bu durumda, modernlik ve mevcut sanat ortamını konunun dışına çekerek, bir Müslüman için ahlak ve sanat ilişkisini, kendi hakikati (kaynakları) ve gerçekliği (pratiği) içinde kavramamız gerekir. Sonra yukarıda zikrettiğim görüşlerle söz konusu kavrayışın farkları üzerinden ahlak ve sanat konusundaki mevcut sorunları (ki, elbette halen bir sorun olduğunu düşünüyorsak) çözme çabasına girişebiliriz.

Adudüddîn el-Îcî’nin (v. 1355) Ahlâk-ı Adudiyye’sinin şârihlerinden Taşköprîzâde Ahmed Efendi, Ahlâk-ı Adudiyye Şerhi’nde, ahlak ve sanat konusunu şöyle ele almaktadır:

Devamını Oku
Diğer Yazıları
DAHA FAZLA SONUÇ GÖSTER