Bildimse ne bildim…
Çoğu güzel şey arayarak değil kendiliğinden karşımıza çıkar. Belki kaç kez gelip geçmişizdir onun önünden. Ya dalgınızdır ya da kafamızda başka meseleler dönüp durmuştur....
Çoğu güzel şey arayarak değil kendiliğinden karşımıza çıkar. Belki kaç kez gelip geçmişizdir onun önünden. Ya dalgınızdır ya da kafamızda başka meseleler dönüp durmuştur. Güzelliğin kendisine özgü bir saklanma yöntemi de vardır ayrıca. Bağırıp çağırmayan, kaş göz işareti yapmayan, ben burdayım beni gör beni duy diye zıplamayan bir karakterdir söz konusu olan. Oysa siz ne çok niyet ne fazla emek harcamışsınızdır bazen. Bunu neden yapıyorsun diye sorsalar tam cevaplayamazdınız. Aradığınızı bilmezsiniz. Tarif et deseler yapamazsınız. Sesi, rengi, kokusu, biçimi hakkında ön bilginiz yoktur aradığınızın. Suyun akarken taze ve güzel bir dala sürtünmesine benzer haliniz. Ya da güzel bir elin tatlı ve parlak bir elmayı o suyun akışına bırakmasıyla izah edilebilir. Yine de sevinirsiniz. Hayretiniz genişler. Farkındalığın şevkiyle zihninizde yükselen gökkuşağını seyre koyulursunuz. Bulmuştur o sizi. Işığının sepetine almıştır birden.
Bu kez yine öyle oldu. Başka bir sebeple başka bir iz ararken karşıma çıkıverdi beni çarpan güzellik. Emindim belki kaç kez o sayfada parmaklarımı gezdirmiş anlamın şiiriyetinde duyuruşun çocuksu yürüyüşünü gözlemiştim. Bir dilin çocukluk...