ÇOK OKUNAN YAZARLAR

Duygusal değil, akıllı Müslümanlar istiyoruz…

Özellikle psikologların danışanlarına yaptıkları en büyük tavsiyelerden biri duygusal kararlar almamaları ve vermemeleridir .

Mustafa Sabri Beşer
Mustafa Sabri Beşer İnternethaber
16 Nisan 2018 | 69

Özellikle psikologların danışanlarına yaptıkları en büyük tavsiyelerden biri duygusal kararlar almamaları ve vermemeleridir. Çünkü insanların duygusal olarak aldıkları veya verdikleri kararlar çoğu defa yanlış kararlar olarak neticelenir. Bir olay veya vakıa hakkında duyguların etkisinde değil de düşünerek ve akıl yürütme yoluyla verilen kararlar en doğru neticeleri verir.

Niyetim elbette kişisel çözüme odaklı psikolojik olgu ve örgülere yönelik bir psikanaliz çalışması bağlamında tespit yapmak değil. Kişinin oluşturmuş olduğu toplumsal döngü üzerinden ulaşılabilecek nihai neticenin vakıayı tespiti şeklinde olacaktır.

Osmanlı’yı ve Müslümanları akıl yoluyla yenemeyeceğini anlayan düşmanları işin içine duyguları karıştırınca maalesef başarılı oldular. Osmanlı’yı ve Müslümanları yıkan en büyük duygusal hareketler 'ırkçılık' noktasından geldi.

Tabiri caizse ‘yetmiş iki buçuk milletin’ barış ve dayanışma içinde yaşadığı koskoca bir imparatorluğu Türk, Arap, Ermeni, Kürt diye ayrıştırarak yıkmayı başardılar. Üstelik sadece bir sınıfa ayırmakla kalmadılar Jöntürk, İslamcı gibi alt birimlere kadar ayrıştırıp birleşmenin önüne aşılmaz engeller diktiler.

İnsanımızın duygusallığını kullanarak “Din elden gidiyor” “Vatan elden gidiyor” gibi uydurmalarla halkı sokağa döküp kargaşa çıkarmışlar, kardeşi kardeşe kırdırmışlar ve akıllarıyla yaptıkları planlar sonucu duyguları ile reaksiyon veren muhatapları üzerinde hedefledikleri amaçlarına ulaşmışlardır.

Maalesef 300 yıl önce koca bir imparatorluğu yok eden duygusallığımız hâlâ devam ediyor. Bahsettiğim duygusallık sadece Türkiye’ye özgü bir duygusallık değil İslam coğrafyasına tamamına has bir duygusallık.

Devamını Oku