ÇOK OKUNAN YAZARLAR

Nuh’un Gemisi’nden çocuk teolojisine…

Evvela, geçen hafta bu köşede yayımlanan “Diskur çeken Tasavvuf” başlıklı yazımıza Yeni Şafak’ın bir köşesinden hışımla fırlatılan cevap üzerine iki çift kelam edeyim .

Mustafa Öztürk
Mustafa Öztürk Karar Gazetesi
13 Ocak 2018 | 504
Evvela, geçen hafta bu köşede yayımlanan “Diskur çeken Tasavvuf” başlıklı yazımıza Yeni Şafak’ın bir köşesinden hışımla fırlatılan cevap üzerine iki çift kelam edeyim. Cevap sahibi, “Bir İlmin Nefsi Müdafaası” başlıklı müdafaanamesinde tasavvuf ilminden kırk yıl ekmek yediğini belirttiğinden, bizim bu topraklarda da hiç kimsenin ekmeğiyle oynamamak düsturuna riayet gerektiğinden, reddiyeye reddiye yazmamaya karar verdim. Kaldı ki aynı konuda ikinci bir yazı yazmaya salahiyetli olduğumdan pek emin değilim. Ne de olsa İstanbul’a yeni taşınmış ve halk tabiriyle henüz kırkı çıkmamış “hoca”nın tekiyim… *** Gelelim bu yazının konusuna, geçen gün TRT 1 televizyonunda Pelin Çift’in sunduğu bir programa gözüm ilişti. Daha ilk andan itibaren pek heyecanlı ve bol hezeyanlı olacağını fark edince üşenmeyip izledim. Program sırasında İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri Fakültesi’nde akademisyen olarak görev yaptığını öğrendiğim Dr. Yavuz Örnek’in söylediklerini duyunca kendi kendime, “Böyle bir şey anlatılmaz, yaşanır” dedim. Dr. Örnek, deniz bilimleri alanındaki engin birikimini hemen hiçbir behrem yok diye itiraf ettiği Kur’an ve tefsir alanına da -muhtemelen ilm-i mevhibe yoluyla- taşıyarak son dönemde hayli popüler hâle gelen “kamusal tefsircilik” mesleğine dair üstün başarı sertifikası almaya hak kazandı. Sayın Hocamız, Hz. Devamını Oku
Diğer Yazıları
DAHA FAZLA SONUÇ GÖSTER