Demirbaş'ın şımarık torunları

Akşam Gazetesi Yazarı Mustafa Kartoğlu'nun bugünkü (17.05.2022)''Demirbaş'ın şımarık torunları'' başlıklı yazısı.

sveç Kralı 12. Karl (Şarl), kafayı Rusya'ya takmasıyla ünlüdür.

1709'da 'yine bir gün Rusya ile savaşırken', bugünkü Ukrayna'nın tam ortasındaki Poltava kentine kadar ilerledi.

Ama burada yenildi.

500 kilometre güneye, Karadeniz kıyısına kaçmayı başardı.

Burada, bugün Rusya'nın yerle bir ettiği Herson ve Mikolayiv kentleri kıyısındaki Osmanlı'nın Özi Kalesi'ne sığındı.

Tahtta Gazi 3. Ahmed vardı.

Devir 'Lale Devri' idi...

Osmanlı, Karl'ın Rusya'ya esir düşen adamlarını bile 'parayla satın alarak' getirtti ve korumaya aldı.

Ama Karl rahat durmadı.

Bir yandan Kırım Hanlığı'nı, bir yandan Osmanlı'yı Rusya'ya karşı kışkırttı.

Wikipedia'ya göre, Baltacı Mehmed Paşa'nın Rus Çarı I. Petro'yu yenmesiyle sonuçlanan ama Çariçe Katerina'nın 'girişimiyle' anlaşmaya varılan Prut Savaşı onun yüzünden çıktı.

Buna rağmen İsveç Kralı'na iyi davranıldı ama gözetim altına alındı.

Yine rahat durmadı.

Bu sefer, Kırım Hanlığı'ndaki Bender kentinden Edirne'ye getirilmek istendi.

Buna da direndi.

Ama 1 Şubat 1713'te karga tulumba alınıp getirildi.

Masrafları Hazine'den o kadar uzun süre karşılandı ki, 'demirbaş' kalemine kaydedildi!

Adı da 'Demirbaş Şarl'a çıktı.

Yine rahat durmadı.

İsveç'i uzaktan yönetmeye devam etti, ordu topladı.

Rusya homurdanmayı artırınca, nihayet, 17 Haziran 1714'te 'mevcutlu' olarak sınır dışı edildi.

İsveç'e varır varmaz bu kez gözünü Norveç'e dikti.

İlk savaşta başından vurularak öldürüldü.

Yıl 1718 olmuştu.

İsveç Kralı 12. Karl, daha 39 yaşındaydı.

İsveç, bunun etkisinden midir bilmem, ondan sonra Rusya ile çatışmaktan uzak durdu.

İkinci Dünya Savaşı'nda tarafsız kaldı.

Sonrasında NATO'ya üye olmadı.

Krallarını koruyan Türklere de hatır göstermedi. Zaten kralları da göstermemişti.

İsveç'in Türkiye ile ilişkisi, Türkiye'de terörden arananları korumakla, Türkiye'nin terörle mücadelesini 'terörist hakları' diyebileceğiniz gerekçelerle kınamakla sınırlı tuttu.

En azından ağırlıkla böyle oldu bu.

(Belki Karl Bildt'in başbakanlık dönemini istisna tutabiliriz. Ama onun da ilişkileri düzeltmeye, geliştirmeye gücü yetmedi. Emeklilikten sonra epey bir günah çıkardı, Ankara'da el üstünde tutuldu.)

Aynı İsveç, bugün, Rusya Ukrayna'yı işgal operasyonu başlattıktan sonra, 'korunmak' için NATO'ya yöneldi.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Altılı Masa'nın ‘güçlendirilmiş vesayet sistemi' 02 Aralık 2022 | 174 Okunma Avrupa'dan alınacak dersler 29 Kasım 2022 | 318 Okunma Türkiye'nin güvenliği NATO'nun güvenliğidir 25 Kasım 2022 | 96 Okunma G20 Bali Bildirgesi'nde Türk uzlaşması 18 Kasım 2022 | 159 Okunma ABD'nin ‘reddedilen' taziyesi 15 Kasım 2022 | 415 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar