ÇOK OKUNAN YAZARLAR

Kökü mâzide olan âti olmak (1)

Mustafa Çelik
Mustafa Çelik Yeni Akit Gazetesi
21 Mart 2018 | 98

İslâm ümmetinin Hz. Âdem (as) ile başlayan tevhid tarihini hiçe sayarak; her oluşum ve gelişimi 1923 tarih ile başlatmaya kalkışan devrim yobazlarına itiraz eden Şair; “Ne harabîyim (sarhoş-yıkık) ne harâbâtîyim (ömrünü meyhanede geçiren)/Kökü mâzide olan âtiyim!” beytini söyleyerek mâzi ile âti, yani geçmiş ile gelecek arasındaki vazgeçilmez bağı, çok veciz şekilde izah etmiştir. Ama bugün kökü derinlerde olan asırlık çınarlar yerine, saksı bitkisi gibi köksüz ve kısa ömürlü nesiller yetiştiren zihniyet, sanki her şeyi halletmiş gibi bu defa geçmişi büsbütün unutturmaya kalkışıyor! 

Maziye düşmanlık, onu unutma ve unutturmaya çalışma, kötüleri ve kötülükleri alkışlamadır. Öyle bir zamana düştük ki; her tarafta devr-i cahiliyye’den kalma dimdik ayakta putlar. Allah’ın şeriatine kin kusuyor, hak maskeli haydutlar. Müslümanın ufkunda sönmez umutlar. Eninde sonunda çöplüğe dökülecek zorba zalimlere kul ve köle olmuş münafıklar.

Tek ümmet ve tek halife inancına sahip olan Müslümanlar emperyalistlerin cetvelleriyle, Müslümanların cesetleriyle böldükleri, parçaladıkları bu coğrafya dar geliyor dar. Bizim Peygamber atalarımız var. Ümmet bütünlüğü karşısında ben bir parçacığım hasret bütüne. Zaman döne dursun hasret o güne!.

Sahâbe-i Kiram’dan ilham alan Selçukîler’in zaferi bir tomurcuk hüviyetini muhafaza ediyor. Osmanlı devrinde gül haline geliyor, sonrası bir fetret devri. Irmak tarihin karanlıklarına gömülür, hüviyetini değiştirir gibi oluyor. Müslümanların tarihi bütün zindeliğini koruyor. Çok karanlık geceler pembe şafaklarla bitebilir. Kaybolan medeniyetler var: Mısır, Babil. Bazıları müstehase/taşlaşmış fosil halinde, Hind, Çin gibi. Bazen deri değiştiriyor. Bazen de dinleniyor: Bir nevi küsûf çağı. Asr-ı Saadet’ten sonra tarihin en büyük medeniyeti Osmanlı Medeniyeti’dir. Avrupa’nın toprağa bağladığı vatan mefhumunu, imana ve Kur’ân’a bağlayan bir medeniyettir. 

Amerika, Rusya ve bunların avaneleri Türkiyeli Müslümanların İslâm coğrafyasında var olmalarını, söz sahibi olmalarını kabul etmiyorlar. “Biz burada olacağız, buranın yeraltı ve yerüstü zenginlik kaynaklarını biz yiyeceğiz” diyorlar. Bilmiyorlar ki Müslümanlar tek bir ümmettirler, bölünmez bir tek beden gibidirler. Rasûlüllah (sav) buyuruyor:  

Devamını Oku