Dünya söyleniyor, Trump eğleniyor!
ABD’nin Venezüella Devlet Başkanı Maduro’yu eşiyle birlikte New York’a kaldırması, dağa kaldırmaktan daha kaba bir operasyon! Sonrasındaki açıklamaları, sıradaki ülkeleri sıralaması, şu soruları anlamsız kılıyor:
-Uluslararası hukuk nerede?
-Bir ülkenin egemenlik hakkına saldırının bu kadar kanunsuz olması kabul edilebilir mi?
-Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin ABD dışındaki daimi üyelerinin ortak bir tavrı olmayacak mı?
-Bu hukuksuzluk yol olursa arkası nereye varacak?
Başta vurguladığımız gibi bu “anlamsız” soruları bırakalım, karşı karşıya kaldığımız durumu sütuna yatıralım.
***
ABD’nin Latin Amerika’ya bakışı her zaman şaşı oldu. Türkçeye çevirirsek şöyle:
Ya benimsin ya benimsin!
ABD’nin Latin Amerika’ya yaptığını kimse yapmamıştır. Arjantin’den Bolivya’ya, Uruguay’dan Şili’ye, Nikaragua’dan Peru’ya Orta ve Güney Amerika ülkelerinde 20. yüzyıl boyunca yaşanan darbe ve darbe girişimi sayısı binin üzerinde. Her biri ötekinden vahşi.
ABD büyükelçiliğinden helikopterle ayrılıp devlet başkanlığı sarayına darbeye giden generaller...
Çok uluslu şirketlerle bir olup ülkeyi dara sokan, sonra da darbeye öncülük eden politikacılar...
Biz de 20. yüzyılın sonlarında Brezilya, Arjantin, Şili, Nikaragua, Guatemala ve Meksika’ya sırt çantasıyla dolaşıp yazdık. New York’tan Mexico City’ye otobüsle dura kalka gittik. Dönüşte de Los Angeles’tan New York’a üç gün iki gecede Greyhound otobüsleriyle geldik. Greyhound Türkçe tazı demek. Otobüslerde yer numarası yok. Yolda bir şehirde inip birkaç saat sonra gelen başka bir Greyhound otobüsüne binebiliyorsunuz. Böylece ABD’nin “vahşi batı”sından, “uygar doğu”sunu baştan başa görmüş olduk.