CHP’de sancı: Başarıya mı kurultaya mı?

Cumhuriyet yazarı Mustafa Balbay bu hafta 'CHP’de sancı: Başarıya mı kurultaya mı?' başlıklı yazısını kaleme aldı.

Partilerin yerel seçimlerde adaylarını belirleyip Yüksek Seçim Kurulu’na vermeleri için son tarih 20 Şubat Salı. AKP’nin Yeniden Refah Partisi (YRP) ile sürdürdüğü pazarlık için son günlere gelindi. DEM Partisi’nin izleyeceği yol şu aşamada çatallı görünüyor.

Adayları en çok tartışılan parti CHP. Bunu yadırgamamak gerekir. Zira CHP, öteki partiler gibi “Ben yaptım oldu” yöntemiyle, bütün tartışmalara kapalı bir süreç izleyemez.

İzleyemez ama bu da özerk güç odaklarının belirmesine, adaylaşma aşamalarının karmaşık hale gelmesine evrilemez. Evrilmemeli!

Eğer CHP parti içi demokrasiyi sağlıklı işletmezse bunu hiç yapmayan partiler derler ki:

- Tamam biz kapalı kapılar ardında, merkezi yöntemle aday belirliyoruz ama CHP’ninki çok mu farklı?

***

Değişim söylemlerinin bayrağında yazını başlıca söz şuydu:

Önseçim!

Elbette önseçim de çok sağlıklı sonuçlar vermeyebiliyor. Ancak en kötü önseçim bile en iyi merkez listesinden iyidir. Zira seçimde olumsuzluk olduğunda parti tabanı da kendisini sorgular.

Önseçim için zaman yok diye merkezi karar verip onlarca belediye meclis üyeliği için önseçim yapmak, kendini yalanlamak oluyor. Bir kişi için sandık koymaya zaman yoksa 40 kişi için nasıl var?

12 Eylül 1980’den önce sadece CHP’de değil, bütün partilerde önseçim olduğunu anımsatalım.

Değişimin en temel göstergesi yerine gelmeyince şu soru akla geliyor:

- Değişim çalındı mı?

Daha nazik soralım:

- Tabanın değişim duygusu kullanıldı mı?

Yer yer toplumun, parti tabanın vicdanında oturmayan adayların merkezi olarak atanması, tartışma konusu. Yıldız’da özel büro tutarak yıldız olunmaz. Tabanda, toplumda heyecan yaratan adaylar, hedefler üreterek olunur!

MYK’nin içinde ve dışındaki ayrı MYK’ciklerden koro çıkmaz, kaos çıkar!

Tablo böyle olunca önceki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Mustafa Kemal Mahallesi’ndeki ofisi ayrı bir çekim ve ilgi merkezi oluyor. Ofisin günlük ziyaretçi sayısı ortalama 70-80!

Kılıçdaroğlu, “Bir bilen mi, bir bilenen mi” ikileminde elbet birinciyi tercih edecektir. Ya kendisine yakınlığıyla bilinenler, bilenenler?

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Çiller-Miller! 28 Şubat 2024 | 204 Okunma Oy vermek başlangıçtır! 27 Şubat 2024 | 150 Okunma Şahsıma mektuplar (7) Kap-it-al-izm! 24 Şubat 2024 | 81 Okunma Sen devrimleri anlatmazsan... 22 Şubat 2024 | 153 Okunma Kılıçdaroğlu’nun üç B’si! 21 Şubat 2024 | 455 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar